18 Şubat 2008 Pazartesi

TÜRKÇE GİDERSE TÜRKİYE DİDER

Çeşitli dillerin, kültürlerin varoluşu bütün insanlığın zenginliğidir. Herbiri korunmalı, yaşatılmalı. Ben buna 1971'den beri "Kültürel Çevrecilik" diyor, çeşitli ülkelerde anlatıyorum. Bir dili yoketmenin kestirme yolu eğitim dilini yabancı dile dönüştürmektir. Yabancı dille eğitim " kültürel soykırım"dan başka birşey değildir. Yabancı dille eğitimi desteklemek, dolaylı ve dolaysız yollardan sağlamak yalnız o ulusa karşı değil, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Herkes ona göre davransın.
Öğretmenler! Atatürk size güvenmedi mi? Neredesiniz? Hangi kuvvet, hangi ücret sizi bir Türk çocuğuna ders verirken, yabancı dil dersi dışında, İngilizce konuşmaya zorlayabilir, teşvik edebilir? Derslerinizi Türkçe veriniz ki çocuklar konuyu iyi öğrensin. Onların kafasına hergün vurur gibi aşağılık duygusu, ulusal kimliksizlik aşılamayı kabul etmeyiniz.Öğrenciler, gençler! Atatürk'ün gençliğe hitabesi işte bu günler için yazılmıştı. Siz sömürge evlâtları olmayacaksınız. Atatürk'ün ümidini boşa çıkartmıyacaksınız. Yabancı dilleri de, ama önce kendi dilinizi, edebiyatınızı, tarihinizi iyi öğreneceksiniz. Bilim, matematik derslerinizi ortaokul ve lisede Türkçe anlattırınız, bu dersleri Türkçe kitaplardan çalışınız. Meseleler çözmeğe, düşünmeğe açsınız. Fen ve matematiği böylece iyi öğrenirsiniz; ezbersiz. Sonra bildiğiniz konunun İngilizce, Almanca, Rusça her ne yabancı dilse, terimlerini öğrenmek birkaç günlük işten ibaret kalacaktır.
Türkiye'nin resmi dili çoğunluğun ana dili olan Türkçedir. Türkiye'nin bölünmezliğinin, ilelebet varlığının harcı Türkçedir. Yabancı dili gerekene öğretmek yerine eğitim dilini İngilizce kılmak Türkçeyi yoketmek,Türkiye'yi parçalamak, Türk Dünyası'nda dil ve kültür birliğinin yeniden gelişmesini önlemek, Türk adını tarihten silmek, Türk gençlerini câhil, ezberci, acenta ve kalıp kafalı ve sömürge ruhlu etmek içindir. Tarihin en korkunç ve haince oyunlarından bu oyuna âlet olanlar iyi düşünsünler.Türkçe olmadan Türk Kültürü olmaz, Türk Kültürü olmadan Türk Kimliği bulunmaz, Kimliksizin özgüveni, özüne itibarı yoktur, Özüne itibârı olmayanın haysiyeti olur mu? Türk dediğin haysiyetsiz yaşamaz."yabancı dille eğitim ihaneti", kendi öz kaynaklarımızla kendimize yaptırılan İngiliz misyonerliği demektir. Yabancı dille eğitimde ne yabancı dil, ne de anlayarak, ezbeciliksiz bilim/fen öğrenilirİşte Batılı için, İngiliz için güzel teknik! Bir ülkenin dilini, eğitimini yabancı dille eğitime dönüştürürsen, bir nesil sonra iş bitiyor. Ondan sonra köle ruhlu, aşağılık kompleksi içinde kıvranan, ülkesi satılan..., özelleştirme ayağına satılan (Atatürk'ün kazandırdıkları nerdeyse bedavaya satılıyor), sonra topraklar satıldı, hazine arazileri gitti. Millet hâlâ da alışverişte! En pahalı alış veriş merkezlerinde, Ankara'da, İstanbul'da. Amerika'da, Avrupa'da böyle şatafatlıları yok. Tezgâhtara soruyorum, "Millet bu parayı nereden buluyor?" Gariban halk! Dünyanın en pahalı Fransız mağazalarında... Avrupa'da yok, Avrupa zaten dökülüyor. Tezgâhtar diyor ki, "Valla abi, 5 taksit yapıyorduk, şimdi 12 taksit yapıyoruz." Demektir ki, bir sene sonra herkes topu atacak. Satacak toprak da kalmıyor. Türkiye'nin binlerce dönüm arazileri,tabii GAP'ı duymuşsunuzdur da, onu çoktan biliyoruz , şimdi Eskişehir'de, Kırşehir'de, Niğde'de 10 binlerce dönüm arazi yabancı şirketlere satılmaktadır. Ve tek ürün yetiştirecekler: Patates. Ve bunu Amerika PortoRico'da yaptı, Filipinler'de yaptı. Ahalinin topraklarını elinden aldı, tek ürün yetiştirdi, işte o aldığınız muz falan, sonra o milletin kendi yiyeceğini yetiştireceği bir karış toprağı kalmadı ve millet aç kaldı. Bunu kim yazıyor, oranın okur yazar adamları yazıyor, daha yeni okudum, isteyen varsa gösteririm. Bizde kuru sıkı lâf yok; hepsinin arkasında dururuz.

Prf.dr Oktay Sinanoğlu'nun hedef Türkiye kitabından alınmıştır.

Hiç yorum yok: