2 Ağustos 2008 Cumartesi

KÖRÜZ BİZ

RIFAT ILGAZ
Bundan tam kırk yıl önce, 68'in o çalkantılı günlerinde yazmış...

Bakın bakalım, hiç eskimiş mi?
KÖRÜZ BİZ
Ne varsa otu ot çiçeği çiçek yapan
Tan yerinden söken umut ışığı
Sizin olsun çekik gözlü kardeşlerim
Aydınlıklar sizin olsun körüz biz
Bakmayın gözlerimizde yansıyan yıldızlara
Göremeyiz ateş böceklerini biz körüz
Çakıp sönen deniz fenerlerini uzak kıyılarda
Bir bulut ne zamandır üstümüzde
Yurt genişliğinde bir bulut kurşun ağırlığında
Nilüferler sularımızda açar mevsimsiz
Dolanır ayaklarımıza boğum boğum
Yapraklarında iri leş sinekleri uçuşa hazır
Göz göz oyulmuş gözlerimiz biz körüz
Göz çukurlarımızda radarlar fırıl fırıl döner
Körüz el yordamıyla yaşıyoruz bu yüzden
Yeni körler peydahlarız uyur uyanır
Ayak altında eziledursun karınca sürüleri
Ezenlerle bir olmuş yaşıyoruz ne güzel
Çizme onlardan içindeki ayak bizden ne iyi
Körüz biz kör uçuşlara açmışız toprağımızı
Ha düştü ha düşecek çelik gagalardan
Mantar mantar açılan tohumlar sıcakta
Gözlerimizi bir pula satıp geçmişiz bir yana
Ölmesini bilenlere yüz çevirmemiz bundan
Körüz gözbebeklerimize mil çekilmiş mil
Acımasız bir namlu şakağımızda soğuk
Tetikte kendi parmağımız yabancının değil
(R. Ilgaz, 1968)

Ben de diyorum ki eğer kör olmasaydık 68 yılından bu yana bir arpa boyu yol alırdık.
Aşık Veyseli'in dediği gibi''yumma gözün kör gibi'' işte öğle kör gibi etrafımıza bakarız.Hiç bir şey göremez ve algılayamaz, olandan bitenden ders almadan yaşayıp gideriz.Her şeyden habersiz yaşadığımızı sayın yılmaz Özdil'in yazısı bizleri ne güzel haberdar ediyor.
Okuyun sizde hak vereceksiniz.
Yılmaz ÖZDİL
yozdil@hurriyet.com.tr
Sıradan bi gün...
Hálá şu soruluyor: "Bina niye çöktü?"*Hızlı tren ilk virajda niye uçtuysa, ondan çöktü... İzmir’in çeşmelerinden niye arsenik akıyorsa, Aksaray’da ahali niye ishal olduysa, katarakt ameliyatı için yatırdıkları kadıncağızın niye rahmini aldılarsa, ondan... Konya’da Zümrüt Apartmanı’nın durup dururken çökmesini pek dert etmediysen, aynı Konya’da Kuran kursunun çökmesine niye takılıyorsun? Kayseri’de hafız yurdu durup dururken çöktüğünde üzerinde durmuş muydun? İSKİ çukurunda niye can verdiyse o minik kız, Edirne’de, Manisa’da, Kayseri’de, İstanbul’da doğar doğmaz niye öldüyse 22 bebeğimiz, ondan öldü bu kızlarımız... Davutpaşa’da boya atölyesi niye patladıysa, Tuzla’da niye patır patırsa, ondan çöktü... Antalya’da köpük partisi yaparken niye çarpıldılarsa, meşaleden alev püskürtme şovu yaparken niye yaktılarsa seyircileri, Alanya’da niye battıysa kaptan yerine aşçının kullandığı gezi teknesi, ondan... Mecidiyeköy’de sondaj kazısı yaparken 60 santimlik beton metro tavanını niye deldilerse, Gaziosmanpaşa’da elektrik tellerini kopartan kepçe operatörü "hop mop" demeye kalmadan niye doğalgaz borusunu delip mahalleyi havaya uçurduysa, iki santim yağmur yağdığında evini niye su basıyorsa, ondan çöktü o bina... Dünyanın en mülayim hayvanı koyunu keserken -hem de bağlıyken- kendi bileğini niye kesiyorsa milletimiz, ondan... Türkiye’den Polonya’ya giden yolcu uçağımız koordinatları karıştırıp sivil havalimanı yerine 15 kilometre uzaktaki askeri havalimanına iniyorsa, bina çökmesinin neresi şaşırtıcı? Alt tarafı Yenikapı’dan Avşa’ya giden deniz otobüsü koskoca Marmara’da geçecek yer kalmamış gibi demirlemiş halde duran şilebe harss diye giriyorsa, Kadıköy-Karaköy vapuru Eminönü-Üsküdar vapuruna bindiriyorsa kafadan, Pendik’ten yola çıkan "Recep Tayyip Erdoğan" isimli teknoloji harikası feribot duramayıp Yalova iskelesine patlatıyorsa, sen hálá nesini merak ediyorsun ki çöken binanın?*Takdiri ilahi de, geç.

Hiç yorum yok: