1 Kasım 2009 Pazar

Frankeştayn

Frankeştayn adını duymuşsunuzdur,acımasız katil can alıcı bir tip.Sinamalarda onu çokca izlemişsinizdir.

Şimdi anlatacağım şey ise başka bir Frankeştayn türü olan yediğimiz gıda maddeleri,meyve ve sebzeler.İnsan kendine kötülük eder mi?
Aşağıda ki yazıyı okuduğunuzda olabileceğine sizlerde şahit olacaksınız.Bu konu hakkında elbette az çok okuyan televizyon,radyo haberlerini izleyen her birey elbetteki fikir sahibi olabilir.

Tüm dünya devletleri kendi yurttaşının sağlığı için elinden gelen gayreti gösterirken maalesef bizim hükümetimiz bu duyarlılığı göstermiyor.Bu kanıya nerden vardığımı öğrenmek isterseniz hükümetin çıkardığı yönetmeliğe bakabilirsiniz.
GDO nedir?Bu nesne genetiği değiştirilmiş organizmalar demektir.Yani ekip diktiğimiz sebze meyve ve bunlardan üretilen diğer gıdalardır.

Bu gıdalar ne yapar?
Hem insan sağlığını tehdit eder hemde tarım topraklarımızı kirletir.Topraklarımız GDO'ların saldırısına uğrar toprağın verimini düşürür bizi dışarıya bağımlı kılar.Her yıl İsrail 'e ,Hollanda'ya ödediğimiz tohum paralarının miktarı dudaklarınızı uçuklatır.

Onun için aşağıya eklediğim Sayın Yılmaz Özdil'in yazısını okuyup bilginize katkı sunmak istedim.Yılmaz Özdil'e bu yazısından dolayı teşekkür ederim.
Frankeştayn


Yılmaz Özdil

1 Kasım 2009

Kürt açılımı yapılmasını anlarım… Çünkü, karşı çıkanlar olduğu gibi, destekleyenler de var. Ermeni açılımı da böyle…

Sen itiraz edersin belki ama, şahane diyen de var.
*
Peki, “Milletim öyle istiyor, açılım yapıyorum” diyen arkadaşlardan biri, bana izah edebilir mi lütfen, “genetiği değiştirilmiş organizma açılımı”nı niye yapıyoruz?
*
Ortalık toz dumanken… Ahali, PKK’lıların memlekete gelişiyle meşgulken, dikkatler darbe marbe iddialarına yoğunlaşmışken, ana-babalar domuz gribi endişesine kafa yorarken… Kaşla göz arasında, TBMM’yi bypass ederek, şak diye yönetmelik çıkardılar… Ve, “genetiği değiştirilmiş organizma”ların ithalatını

serbest bıraktılar.
*
Hangi millet istiyor bunu?

*
Her numaraya “Milletim öyle istiyor” diyorsunuz da… Mesela, genetiği değiştirilmiş domates istiyorum diyen Kürt var mı Türkiye’de? Genetiği değiştirilmiş çikolata istiyorum diyen Laz? Çocuğuma genetiği değiştirilmiş patates cipsi yedirmek istiyorum diyen Türk var mı aramızda? Kim istiyor bu işi kardeşim? Kim?
*
Genetiği değiştirilmiş organizma, eğer angutsan, entel bi sıfat gibi geliyor kulağa, bilimsel gibi duruyor… Aslında “frankeştayn gıda” onların adı!

*
Çünkü, normal yollardan insan evladı doğurmak varken; birinin kulağını birinin kafasına, birinin burnunu öbürünün suratına

takmak gibi bi şey…
*
Kabaca anlatırsak, dayanıklı olsun diye balık genini domatese, bakteriyi patatese monte ediyorlar… Sonradan tonla para verip ilaçlama yapılacağına, haşere ilacını daha tohumundan mısır genine kakalıyorlar. Sinek yuttuğu için böcek ilacı içen süper zekâ vatandaşımız gibi yani… Sevgili halkımız, adında domuz var diye, domuz gribi aşısı caiz mi diye soruyor ama, belki domuz genini soya fasulyesinde yiyor, haberi yok…
*
Peki, niye yapıyorlar bunu? “Açlığı önlemek için” diyorlar… İnsanoğluna gıda yetişmiyormuş, böylece verimi arttırıyorlarmış…

Raf ömrünü uzatıyorlarmış.

*
İyi de birader…

Buğday mı yetişmiyor bu ülkede? Pancar mı eksik? Pirinç mi yok? Yanlışlıkla elinden düşürsen, fışkırmıyor mu topraktan? Şapşal politikalar yüzünden, fazla geldiği için, para etmediği için, mahsulümüzü yakarken, derelere dökerken, hangi açlık?
*
Allah’ın bu millete lüftu Anadolu’da, şu ürün yetişmiyor, o yüzden genetiği değiştirilmiş organizmaya ihtiyaç var, denebilir mi, utanmadan?

*

Üstelik, sadece sebze-meyve değil hadise… O sebze-meyvelerle yapılan, bin küsur üründe var bu genetiği değiştirilmiş organizma… Çikolatadan cipse, meşrubattan ketçapa… Şeker ayaklarıyla, baklavada bile kullanıyorlar… Bebek mamasında var!
*
Yersen ne oluyor? Avrupa’da resmen kanıtladılar; bağışıklık sistemini çökertiyor, kansere yol açıyor, kan yapısını bozuyor, sindirim sistemini harap ediyor, karaciğeri haşat ediyor, erken doğuma-kısırlığa sebep oluyor… Antibiyotik şırınga ettikleri için, farkında olmadan bağışıklık kazanıyorsun, hastalandığında antibiyotik alıyorsun, havagazı.

*
İsviçre sokmuyor, Yunanistan sokmuyor, o beğenmediğin Sarkozy “Bunları Fransa’ya sokanı oyarım” diye yasa çıkardı…

Burası dingonun ahırı mı?


*

Aman yemeyelim dersen, nasıl yemeyeceksin? Nasıl ayırt edeceksin? Koklasan aynı, ellesen aynı, tatsan aynı, laboratuvara götürüp analiz ettirecek değilsin… Nereden anlayabilirsin? Etiketinden… Etiketin üzerinde “Bu üründe genetiği değiştirilmiş organizma var” yazmalı ki, bakıp anlayabilesin, di mi? Şimdi sıkı durun…


*


Bunların memlekete girişine izin veren yönetmelik diyor ki, “Etiketlere genetiği değiştirilmiş organizma içermez yazılamaz!”

*
Efendim?



Yazılamaz!


*

“İsteyen yemesin, baksın etikete görsün” diyeceklerine… “Etikete baksın, görmesin” diyorlar! İlla yedirecek.

*
Tekrar soruyorum:


Her numaraya “Milletim öyle istiyor” diyorsunuz da, bu açılımı hangi millet istiyor? Türk mü, Kürt mü, Rum mu, Ermeni mi, Laz mı? Bunu bu millete niye yapıyorsunuz?

Hiç yorum yok: