17 Mart 2010 Çarşamba

FW: : Büyük iskender

BÜYÜK İSKENDER, FELSEFENİN DUAYENİ SAYILAN ARISTO' YA BİR MEKTUP YAZAR.

''ZAPTETTİĞİM TOPRAKLARDAKİ İNSANLARI TAHAKKÜMÜM ALTINDA TUTABİLMEK İÇİN NELER YAPMALIYIM ''

DIYE GÖRÜŞÜNÜ SORAR;

1- ÜLKENİN İLERİ GELEN İNSANLARINI SÜRGÜNE Mİ GÖNDEREYİM?
2- ÜLKENİN İLERİ GELEN İNSANLARINI HAPSE Mİ ATAYIM ?
3- ÜLKENİN İLERİ GELEN İNSANLARINI KILIÇTAN MI GEÇİREYİM?
ARİSTO' NUN CEVABI :
1- SÜRGÜNDE TOPLANIP SANA KARŞI BAŞKALDIRIRLAR,

2- HAPİSHANELER MİLİTAN YUVASI OLUR, KONTROLDEN ÇIKAR,

3- ONLARDAN SONRAKİ KUŞAK İNTİKAM HIRSIYLA BÜYÜR, TAHTINI SALLAR.

ÇÖZÜM OLARAK ŞU NASİHATI VERİR:

''İNSANLARIN ARASINA NİFAK TOHUMLARI EKECEKSİN,

BİRBİRLERİYLE SAVAŞINCA HAKEM OLARAK KENDİNİ KABUL ETTİRECEKSİN,

AMA ANLAŞMAYA GİDEN BÜTÜN YOLLARI TIKAYACAKSIN. ''

( Biri Amerika mı dedi !!)

Açılım, maçılım, derkeeen, hokus pokus....bir de bakmışsın ki öz memleketinde kiracı kalmışsın...

9 Mart 2010 Salı

ADALET.

ÇOK ESKİ YILLARDA KRALLIKLA İDARE EDİLEN BİR ÜLKE VARMIŞ.
AMA; BU ÜLKEDE , HUKUK VE HAKİMLER DE VARMIŞ.
TÖRELERE GÖRE, BİR VATANDAŞ ÖLDÜĞÜNDE, ŞEHİR MERKEZİNDEKİ DEV ÇAN BİR DEFA ÇALINIRMIŞ.
UZUN UZUN DA YANKILANIRMIŞ.
EŞRAFTAN BİRİSİ ÖLÜRSE ÇAN İKİ DEFA,
BÜYÜK BİR DEVLET ADAMI ÖLÜRSE ÜÇ DEFA ÇALINIRMIŞ.
YA KRAL ?.. O ÖLDÜĞÜNDE , ÇAN DÖRT DEFA ÇALINIRMIŞ.
GEL ZAMAN GİT ZAMAN…
ŞEHİRDE BİR OLAY OLUR, İŞ MAHKEMEYE İNTİKAL EDER ..
DAVANIN SANIĞI OLARAK MAHKEME HUZURUNA ÇIKARILAN KİŞİNİN
MASUMİYETİNİ İSE BÜTÜN VATANDAŞLAR BİLMEKTEDİR
BİR FORMALİTE OLARAK GÖRÜLMESİ VE BERAAT BEKLENEN, DAVADAN SÜRPRİZ BİR KARAR ÇIKAR.
SANIK PARA CEZASINA MAHKÛM OLMUŞTUR.
HAKİM SORAR :
BİR DİYECEĞİN VAR MI ?..
SANIĞIN CEVABI : HAYIR !..
MAHKEME BİTER.
DİNLEYİCİLER DAĞILIR. KAFALARDA BİR KAYGI!..
KISA BİR SÜRE SONRA DEV ÇANIN SESİ DUYULUR..
ACABA KİM ÖLDÜ ?..
ÇAN BİR DEFA DAHA ÇALAR. EŞRAFTAN BİRİ ÖLDÜ.
ŞEHİR ÇAN SESİ İLE BİR DEFA DAHA İNLER.
HIMMMMM… BÜYÜK BİR DEVLET ADAMI, ACABA KİM ?..
SORUYA CEVAP ALINMADAN ÇAN BİR DEFA DAHA ÇALAR,
YERİ, GÖĞÜ İNLETİR.
HERKESTE BİR FERYAT: EYVAH!.. KRALIMIZ ÖLDÜ!..
ANCAK, TÖREDE GÖRÜLÜP İŞİTİLMEMİŞ BİR ŞEKİLDE ÇAN,
BEŞ VE ALTINCI DEFA DA ÇALINIR, YER GÖK İNLER VE SESLER KESİLİR.
HERKES BUNUN NE ANLAMA GELDİĞİNİ ÖĞRENMEK İÇİN. ÇAN GÖREVLİSİNE KOŞAR,
BİR DE BAKARLAR Kİ ÇANI , HAKSIZ YERE MAHKÛM EDİLEN ADAM ÇALMAKTADIR.
SORARLAR : NE DEMEK BEŞ VE ALTI DEFA ÇAN ÇALMAK ?..
KRALDAN DAHA BÜYÜK BİRİSİ Mİ ÖLDÜ ?..
CEVAP ŞAŞIRTICI OLDUĞU KADAR ANLAMLIDIR DA :

EVET ! ADALET ÖLDÜ !
 
NOT:Yukarıdaki yazı e-posta alıntısıdır.

2 Mart 2010 Salı

ALMANYA'DA Kİ GÖREVLİ BAŞİMAMLAR

--Batı Almanya yöneticileri, Almanya'daki Türk işçilerinin dinsel
donatımlarını geliştirmek için, iki yüz on beş --Dernek-Cami-- açılmasına
izin vermişler.
Bu --Dernek Cami--lerde özel olarak gönderilmiş resmi görevli
başimamlar vaazlar veriyorlarmış.
Bu vaazlarda ne gibi konuların işlendiğini yine Almanya'da da çıkan
Anadolu adlı dinsel gazetedeki başimamlara ait yazılardan öğreniyoruz.
Örneğin bir Sayın Başimam şöyle yazıyor:
--Her mümin bilmelidir ki, diğer milletlerin dinleri batıldır, mensupları
kafirdir.--
Gerçekten Türklerle Almanların birbirleriyle kaynaşıp dostluk
kurmalarını sağlayacak, güzel bir başlangıç.
Yazı şu tür açıklamalarla sürüyor:
--Beşerden hiçbirinin İslam dininden başka din edinmesini Allah
kabul etmez. İslam şeriatından başkasına razı olmaz. Bu sebeple herhangi
bir kimse İslam ile beraber bir din edinirse, başka bir din benimserse,
'o dinin mensuplarını severse' o kafirdir, İslamdan çıkmış
olur: Tecdidi iman, tecdidi nikah lazım gelir.--
Sayın başimama göre bir Türk işçisi bir Almanla ahbaplık eder de
onu severse, kafir olacak ve yeniden Müslüman sayılabilmesi için,
imanıyla nikahını tazelemesi gerekecektir.
Almanya'da çalışmaya gidenlerin, Alman toplumunda sevilip benimsenmelerini
kolaylaştıracak, ışıklı uyarılardır bunlar.
Sayın başimam, yazısında daha başka ince noktalara da dokunuyor
ve --Kafirlerin başına giydiği küfür alameti olan gayyar giyme--
nin, --Haç takma'nın küfür olduğunu belirttikten sonra şöyle diyor:
Küfre rıza küfürdür. Bu bir akaid kaidesidir ki, herhangi bir küfrü
icap eden şeyi bir kimse işler, diğer bir Müslüman da onu hoşgörür,
rıza gösterirse kafir olur. Neuzibillah. Bu noktanın inceliğini bilmeyip
küfre giden, imandan çıkan nice Müslümanlar vardır.--
Bu uyarıya göre Almanya'ya iş bulmaya giden işçiler, Almanların
şapka giyip boyunlarına haç takmalarına rıza gösterirlerse kafir olacaklardır.
Kafir olmamak için de herhalde konuk gidilen ülkedeki Almanların
şapkalarını kafalarından, haçlarını da boyunlarından çıkarttırmaları
gerekecektir.
Birkaç bin kişiyi geçmeyen Türkiye'deki Alman kolonisi de kendi
arasında bir Protestan dergi yayınlayarak, bizim hocaların başlarındaki
sarıkları, sırtlarındaki cübbeleri çıkarttırıp ellerinden tesbihlerini
almayı önermeye kalkarsa, bilmem tepkimiz ne olur?
Dış dünyada bizden yana çıkmayanlara, bizlere sıcaklık göstermeyenlere,
bizleri yeterince benimsemeyenlere öfkelenip duruyoruz.
Bunun nedenlerine ise sanırım yeterince eğilmiyoruz.
Hem elalemin ülkesine çalışmaya gidecek, hem de onların yaşam
biçimleriyle inançlarma karşı düşmanlığı körükleyecek ve onlarla
dostluk kurmayı, dinden imandan çıkma sayacaksın.
Kusura bakmayın ama insaf diye de bir şey vardır.
Laik bir cumhuriyetin resmi görevlileri, gittikleri yabancı ülkelerde
kendi vatandaşlarının dinsel donatımını geliştirirken, toplumlararası
yakınlaşmaları güçlendirecek bir yönetimi benimsemeli ve
Türkleri kendi dinlerinden olmayanlara --düşman olmazlarsa
Müslümanlıklarından olacakmış-- inancındaki kişiler gibi göstermemelidirler.
Bunun gizli açık yankıları büyük dalgalar halinde gelmektedir
üstümüze.
Ayetlerin yorumlarını çok geniş ve insancıl açılardan yapmakta
ve Bakara Suresindeki --İslam'da zorlama yoktur-- ayetini de sık sık
anımsamakta yararlar vardır.

Bu öykümüz devlet adına devletin görevlisinin ne haltlar karıştırdığını
anlatıyor.Bu belge İnsan İNSANA kitabından alınmıştır

BAY FARE

Duvardaki çatlaktan bakan
fare, çiftlik sahibi ile karısının
bir paket açtıklarını gördü.
"İçinde yiyecek mi var?'"
derken - - -
Bir baktı ki
fare kapanı!!.
Hemen bahçeye koşup,
alarmı verdi :
Evde kapan var!
Evde kapan var!'
Tavuk gıdaklayip ,
kafayi kaldırdı ve,
'Bay fare", bu sizin için ciddi
bir sorun olsa da şahsen, beni ilgilendiren
bir tarafi yok ne yazık ki! .
Fare dönup bu sefer domuzcuğa,
"Evde kapan var,
evde kapan var"!
dedi.
Domuzcuk konuyla ilgilendi ama,
kendi hesabına
'Üzgünüm bay fare, vah, vah
emin ol senin için dua edeceğim"
dedi.
are bu kez öküze yöneldi:
"Evde kapan var!"
"Evde kapan var!"
diye bağırdı nefes nefese.
Öküz: Mööö, Bay Fare,
Senin için üzüldüm,
ama burnumu sokacağım bir şey değil.'
dedi.
E farenin de başını eğip,
gitmekten başka çaresi kalmamıştı...
yalnızlık ve terkedilmişlik hisleri içinde,
fare kapanı ile artık....tek başına başa
çıkmaya çalısacaktı!.
***
O akşam evde, alışılmamış bir ses duyuldu.
Sanki bir kapan,
avının üzerine kapanmıştı.
Sese kosan çiftçinin karısı, karanlıkta kapana,
zehirli bir yilanın kuyrugunu kaptırdığını görmemiş.
Yilan da onu ısırmıştı..
Çiftçi karısinı hastaneye koşturdu,
Karısı eve ateşli döndü.
E, ateşli insana ne verilir??
sıcacık bir tavuk çorbasi!!!.
Tavuk acilen pişirilmiş!
Ama kadın hala iyileşemiyormuş,
Eş dost ahbap, gelince hasta ziyaretine,
çiftci de sofraya domuzcuğu çıkarmak
zorunda kalmış!!!.
Ama çiftçinin karısı iyileşmemiş;
ve ölmüş!!!!!.
Aman ne kalabalık gelmiş cenazeye,
ne kalabalık!!!
Bu sefer de konuklari,
doyurmak icin kesilen öküz olmus....
Fareye de olan biteni
deliğinin ardından izlemek kalmış!....
** *
Onun için bir daha,
seni ilgilendirmeyen bir sorun
karşına çıkarsa... bir düşün!!! ----
Birimiz tehdit altındaysak,
hepimiz risk altındayız.
Bu hayat denen yolculukta
Birlikte yol almaktayiz..
Birbirimizi kollayip,
güç ve güveni paylaşmalıyız.
sana önem veren,
senin için önemli olanlara,
gönder ve uyar!
. . .  . .
HEPİMİZ, BİRBİRİMİZİN HALI TEZGAHINDA
HAYATİ ÖNEMI OLAN İPLİKLERİZ!!!!
VE ÖYLE YA DA BÖYLE,
HAYATLARIMIZ BİRLİKTE DOKUNUYOR


Not:Yukarıda okuduğunuz yazı E-Posta alıntısıdır.