2 Mart 2010 Salı

ALMANYA'DA Kİ GÖREVLİ BAŞİMAMLAR

--Batı Almanya yöneticileri, Almanya'daki Türk işçilerinin dinsel
donatımlarını geliştirmek için, iki yüz on beş --Dernek-Cami-- açılmasına
izin vermişler.
Bu --Dernek Cami--lerde özel olarak gönderilmiş resmi görevli
başimamlar vaazlar veriyorlarmış.
Bu vaazlarda ne gibi konuların işlendiğini yine Almanya'da da çıkan
Anadolu adlı dinsel gazetedeki başimamlara ait yazılardan öğreniyoruz.
Örneğin bir Sayın Başimam şöyle yazıyor:
--Her mümin bilmelidir ki, diğer milletlerin dinleri batıldır, mensupları
kafirdir.--
Gerçekten Türklerle Almanların birbirleriyle kaynaşıp dostluk
kurmalarını sağlayacak, güzel bir başlangıç.
Yazı şu tür açıklamalarla sürüyor:
--Beşerden hiçbirinin İslam dininden başka din edinmesini Allah
kabul etmez. İslam şeriatından başkasına razı olmaz. Bu sebeple herhangi
bir kimse İslam ile beraber bir din edinirse, başka bir din benimserse,
'o dinin mensuplarını severse' o kafirdir, İslamdan çıkmış
olur: Tecdidi iman, tecdidi nikah lazım gelir.--
Sayın başimama göre bir Türk işçisi bir Almanla ahbaplık eder de
onu severse, kafir olacak ve yeniden Müslüman sayılabilmesi için,
imanıyla nikahını tazelemesi gerekecektir.
Almanya'da çalışmaya gidenlerin, Alman toplumunda sevilip benimsenmelerini
kolaylaştıracak, ışıklı uyarılardır bunlar.
Sayın başimam, yazısında daha başka ince noktalara da dokunuyor
ve --Kafirlerin başına giydiği küfür alameti olan gayyar giyme--
nin, --Haç takma'nın küfür olduğunu belirttikten sonra şöyle diyor:
Küfre rıza küfürdür. Bu bir akaid kaidesidir ki, herhangi bir küfrü
icap eden şeyi bir kimse işler, diğer bir Müslüman da onu hoşgörür,
rıza gösterirse kafir olur. Neuzibillah. Bu noktanın inceliğini bilmeyip
küfre giden, imandan çıkan nice Müslümanlar vardır.--
Bu uyarıya göre Almanya'ya iş bulmaya giden işçiler, Almanların
şapka giyip boyunlarına haç takmalarına rıza gösterirlerse kafir olacaklardır.
Kafir olmamak için de herhalde konuk gidilen ülkedeki Almanların
şapkalarını kafalarından, haçlarını da boyunlarından çıkarttırmaları
gerekecektir.
Birkaç bin kişiyi geçmeyen Türkiye'deki Alman kolonisi de kendi
arasında bir Protestan dergi yayınlayarak, bizim hocaların başlarındaki
sarıkları, sırtlarındaki cübbeleri çıkarttırıp ellerinden tesbihlerini
almayı önermeye kalkarsa, bilmem tepkimiz ne olur?
Dış dünyada bizden yana çıkmayanlara, bizlere sıcaklık göstermeyenlere,
bizleri yeterince benimsemeyenlere öfkelenip duruyoruz.
Bunun nedenlerine ise sanırım yeterince eğilmiyoruz.
Hem elalemin ülkesine çalışmaya gidecek, hem de onların yaşam
biçimleriyle inançlarma karşı düşmanlığı körükleyecek ve onlarla
dostluk kurmayı, dinden imandan çıkma sayacaksın.
Kusura bakmayın ama insaf diye de bir şey vardır.
Laik bir cumhuriyetin resmi görevlileri, gittikleri yabancı ülkelerde
kendi vatandaşlarının dinsel donatımını geliştirirken, toplumlararası
yakınlaşmaları güçlendirecek bir yönetimi benimsemeli ve
Türkleri kendi dinlerinden olmayanlara --düşman olmazlarsa
Müslümanlıklarından olacakmış-- inancındaki kişiler gibi göstermemelidirler.
Bunun gizli açık yankıları büyük dalgalar halinde gelmektedir
üstümüze.
Ayetlerin yorumlarını çok geniş ve insancıl açılardan yapmakta
ve Bakara Suresindeki --İslam'da zorlama yoktur-- ayetini de sık sık
anımsamakta yararlar vardır.

Bu öykümüz devlet adına devletin görevlisinin ne haltlar karıştırdığını
anlatıyor.Bu belge İnsan İNSANA kitabından alınmıştır

Hiç yorum yok: