25 Ekim 2011 Salı

DAYAMISLAR MATEMATUGU AYUPTURR!!!

Trabzonlu Temel Aga'nin sevgili torunu Eda'ya verilen ödevle basi derttedir... Eskisehir'e göç eden arkadasi Niyazi'ye basina gelenleri yazar:      " Niyazicugum. Hani benim küçük torun var ya. Geçen aksam, geturdi ödevini önüme koydi. Bi yandan da aglay Zaten dertlerini hep baga açar.Dedi ki;
      -"Habunlari anliyamadum. O yüzden da yapamadum. Yarin ögretmen beni dövecek."
       Dedum ki; "Aglama usagum, bunun içun ögretmen adam dövmez. Simdi oni çözeruk."  Ne mümkün Niyazi kardasum:
Bi tirenlan, bi otobos ayni istasyondan kalkmislar. Tiren otobostan üçte bir daha hizli gidiy. Otobos iki yerde onbeser dakka istirahat vermis. Tiren da bi yerde durmis, 20 dakka su almis. Otobos saatte 60 kilometro gidiymis. Tiren 5 saat sonra gidecegi yere varmis. Otobos ise ne vakit sonra oraya varacakmis. Ograstum yapamadum. Usak aglay. Derken bub asi geldi. O da çözemedi. Diyrum oga ki, " damat, senun tanidugun tahsilli bi otobos sofori var ise oga soralim, belki o bilebilur. Yahutta sabah olsun ben usagi soforler cemiyetine götüreyum. Onlar arasinda belki tirenle yaris etmis bi sofor vardur da bize nasihat verur."
       Ha, biz bi yandan da usaga tireni tarif ediyruk. Tiren görmemis ki... Ne anasi görmis, ne bubasi. Ben da bi tek askerlukte Erzurum'dan Sivas'a gittiydum. Neysa kardasum, o gece çok kizdum. Diyeceksun ki niye? Usak daha incir agacindan duti ayiramay; mezgiti gosteriyrum, hamsi diy; efendum, yumurtanun fabrikada yapilduguni sanay. Biz gelduk araba yaristiriyruk.
       Yani efendi, otobos saatinda varsa ne olur, geç varsa ne olur? Gurbetten yolci mi bekliysun? Eger varacagi saat onemliysa, edersun yazihaneye bi telefon, derler saga otobosun inecegi zamani.. Bu kadarluk mesele içun sabiyi subyani niye telef edersun? Usacuklarda sarki yok, türki yok, oyun yok;
dayamis matamatigi. Ayuptur... "

18 Ekim 2011 Salı

BUNLARI YE, HAYATINI DEĞİŞTİR...

Hayatınızı değiştirmek için yemeniz gereken 18 besin
Hayat kalitenizi ve sağlığınızı arttırmak için gereken besinler
Hayatınızı değiştirmek için yemeniz gereken 18 besin İsveç’in önde gelen gazetelerinden Expressen hayat kalitesini ve sağlığı artırmak için tüketilmesi gereken besinleri listeledi. Doktor David Servan Schreiber yazdığı besinler için “Doğru besinleri seçersiniz daha sağlıklı bir hayata sahip olabilirsiniz” açıklamasını yaptı.

1 Narenciye: Portakal, limon ve greyfurtta bulunan flavonoidler, kanser hücrelerinin gelişmesini ve yayılmasını engeller.

2 Renkli gıdalar: Havuç, domates, şeftali gibi besinlerde keroten ve likopen gibi maddeler bulunur. Bu maddeler kanserli hücrelerin büyümesini engeller.

3 Domates: Hem domates hem de domates sosunda bulunan likopenler özellikle prostat kanserine karşı büyük bir direnç oluşturur.

4 Kırmızı şarap: Üzümdeki polyfenol maddesi hücrelerin ölmesini engeller.

5 Soğan: Izgarada çok fazla pişirilen etlerdeki kanserojen maddelerin etkisini azaltıyor. Ayrıca tansiyonu düşürüyor.

6 Baharatlar: Nane, tarçın ve biberiye gibi baharatlar kansere yakalanma riskini azaltıyor. Antioksidan oranları yüksek olduğu için ağrıları dindiriyor.

7 Sebzeler: Brokoli ve ayçiçeği gibi bitkiler gelişmekte olan kanseri engelliyor, tümör oluşumuyla savaşıyor.

8 Böğürtlen: Böğürtlen ve çilekler kanserli hücreleri ortadan kaldıran polifenol maddesi barındırıyor.

9 Mantar: Yüksek oranda bağışıklık sistemini kuvvetlendiren lentinan maddesi var.

10 Bitter çikolata: En az yüzde 70’i kakao olan siyah çikolatalar kanserli hücrelerin gelişmesini engelliyor.

11 Yeşil çay: Katesin maddesi, tümörlerin gelişmesini engelliyor. Yüksek antioksidan oranı sayesinde vücuttaki toksinlerin atılmasını sağlıyor.

12 Zeytin: Zeytin ve zeytin yağındaki fenol maddesi vücuda direnç sağlıyor. Bu madde siyah zeyinde, yeşil zeytinden daha fazla bulunuyor.

13 Omega-3: Somon, sardalya ve istavrit gibi yağlı balıklarda bulunan omega-3 kanser riskini azaltıyor.

14 Köri ve safran: Hücrelerin engelleyen bu maddeler, iltihaplara da müdahale ediyor.

15 Zencefil: Antioksidan oranı yüksek olduğu için bazı kanser türlerini engelliyor.

16 Soya: Hormon hareketlerini düzenleyen soya fasülyesi göğüs kanserini engelliyor.

17 Çekirdekli meyveler: Kiraz, şeftali ve üzüm gibi besinler göğüs kanserinin gelişmesini önlüyor.

18 Nar suyu: Her gün bir bardak nar suyu içmek prostat kanserinin gelişmesini engeller.

17 Ekim 2011 Pazartesi

Faydalı bilgiler...

Bunları Biliyormuydunuz.. ?
Evinizdeki halıları süpürseniz de silseniz de zamanla kokmayabaşlar.
Halı yıkamacılara verdiğiniz halı bilin ki, en kötü kimyasal
deterjanla, yerlerde araba yıkanır gibi yıkanmaktadır. Oysa kokuyu
çıkarmak için şunu yapabilirsiniz. Bir iki avuç karbonatı halının her
tarafına serpin ve 1-2 saat bekledikten sonra elektrik süpürgesi ile
iyice süpürün. Halınızdaki o kötü kokudan eser kalmayacaktır.

* Buzdolabınızdaki kokuyla baş edemiyorsunuz. Bütün yiyecekleri dışarı
çıkar, sil, süpür, kurula vs. uğraşmak istemiyorsanız bir kâse
karbonatı buzdolabının bir köşesine koyun. 4-5 günde bir karıştırın.
Kötü kokuların gittiğini göreceksiniz. Ayrıca dolapta sakladığınız
meyve sebzeler üzerinde koruyucu bir etkisi olacaktır karbonatın.

* Halı, koltuk, elbise üzerine yağ mı damladı? Panik yapıp, deterjana
saldırmayın! Çünkü deterjan leke olan bölgenin rengini açıp renk
dokusunu bozacaktır. Bunun yerine yağ lekesinin üzerine karbonat dökün
ve üzerini hafifçe ıslayın. 1-2 saat bekledikten sonra silin. Yağ
lekesinden eser kalmayacaktır. Zira suyla birleşen karbonat yağları
söküp atan doğal bir sabun haline gelir.


* Mutfak tezgâhınızın mermerlerini ve fayanslarını limonlu karbonat
ile ovun ve durulayın. En güzel temizleyicidir. Kimyasal deterjan
kalıntısı kalmadığı için üzerine meyve- sebzelerinizi, ekmeğinizi
rahatlıkla koyabilirsiniz.

* Kirli lavabolarınız için krem deterjanlar yerine limon ve karbonat
kullanın. Lavaboya karbonat döküp limonla ovun. Hem kirlerin
kaybolduğunu hem de parladığını göreceksiniz.

* Ayrıca tıkanan lavabolarınızı açmak için bir su bardağı karbonatı
lavaboya dökün. Üzerine 1 bardak sirke ilave edip 2 litre kaynar suyu
lavaboya boşaltın. Tıkanan lavabo açılacaktır.

* Dibi tutan tava ve tencerelerinize akşamdan karbonat döküp, sıcak su
ilave edin. Sabah temizlerken zorlanmayacaksınız.

* Paslanabilecek eşyalarınızı karbonatla ovarsanız paslanmasını
engellemiş olursunuz.

* Porselen gibi kararan eşyalarınız varsa limonlu karbonat ile ovun.
Rengi açılacaktır.

* Aynı şekilde gümüş eşyalarınızı suyla macun haline getirdiğiniz
karbonat ile ovarsanız, rengi açılıp parlayacaktır.

* Elbise dolabınızda rutubet ve küf kokusu varsa ve naftalin kokusunu
da sevmiyorsanız dolabınızı bir köşesinde ağzı açık şekilde kavanozda
karbonat bulundurun.

* Banyo duşa kabin camlarını karbonat ile silip durulayın. Duş alırken
daha rahat nefes alacaksınız.

* Banyo terlikleriniz ister tahta ister plastik olsun üzerine karbonat
dökün ve öyle duş alın. Hem terlikleriniz hem de ayaklarınız rahat
edecek. Bu yolla tahta takunyalarınızın ömrü uzayacağı gibi kimyasal
temizleyiciler, cildinizden uzak tutmuş olacaksınız.

* Çamaşır makinesinde kullandığınız deterjan miktarını yarı yarıya
azaltıp gerisini karbonat ile tamamlayın. Çamaşırlarınız daha temiz ve
kimyasal artıklardan uzak kalmış olacaktır.

* Ağız sağlığı ve diş bakımı için de karbonat çok önemlidir. Akşamları
yatmadan önce 1'e 1 oranında tuz ile karıştıracağınız karbonat ile
dişlerinizi fırçalayın. Diş çürüklerinde yerleşip yaşayan ve vücudu
kansere hazırlayan bağışıklık yokedici virüslerin iki düşmanından
birisi karbonattır. Sabaha kadar ağzınızda ve dişlerinizdeki bakteri
ve virüsler karbonat ve tuzun etkin temizleyiciliği ile tamamen
temizlenmiş şekilde uyuyacaksınız. Ayrıca ağız ve diş kokuları da
önlenmiş olacaktır.

* Sonuç olarak; sirke, limon ve karbonat evinizde sadece mideniz için
değil her türlü temizlikte ve pratikte kullanabileceğiniz doğal
ürünlerdir. Mümkün olduğunca bu ürünleri kullanmaya özen göstermeniz;
hem çocuklarınızın ve sizin sağlığınız için hem de yaşanabilir, nefes
alan bir ev açısından önemlidir.

EK NOT: Bu arada "implant" uygulamaları zayıf bünyelerde diş köklerinde
bulunan yukarıda belirtilen virüslerin kana karışması sonucu
bağışıklık sisteminin iflası ile kişinin 6 ay - 1 yıl gibi sürelerde
kanserden hayatını kaybetmesine neden olmaktadır. Gelişmiş ülkelerde
ve özellikle Amerikada bu uygulamalar çok zor ve kısıtlanmış
durumdadır. Bu nedenle çene kemiği ile opersyonlardan uzak durmalıyız.

* Bunu da mümkün olduğunca duyurmak insani bir görev. Yurdumuzda harıl
harıl "implant" yapılıyor. Amaç TİCARET olsun tabi... İşte bu virüsü
öldüren adı sanı olan bir ilaç var, bir de karbonat çok etkili.!

Prof.Dr. Ayse AKIN
Başkent Üniversitesi
Kadın-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması
Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü

13 Ekim 2011 Perşembe

Türk Olmak...

Türk Olmak…

Aslında çok şeydir, Türk olmak.
Türk olmak, Osmanlı'nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi...
O da ne borçmuş be   öde  öde bitmiyor...

Kosova'da ve Bosna'da, Batı Trakya'da ve Makedonya'da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını şimdi vermektir.

Türk olmak; 
-        Kıbrıs'ta, 
-         Hocali'da, 
-         Anadolu'da ve Balkanlar'da  soykırıma uğrayıp 
-         karşılığında yapmadığın soykırımla suclanmaktır.

Türk olmak; 
-         faşist  olmaktır, 
-          vatanına, milletine, tarihine sahip çıktığında…
-         demokrat ve cağdaş olmaktır, 
-         vatanına, milletine, tarihine sövüldüğünde…

Türk olmak lisanının Avrupa'da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini ve derdini anlatamamaktır.

Avrupa'da hor görülmek Türk olmaktır, 
Türk olmak; 
-        Selanik'te Pontus Anıtı'nın, 
-         Viyana'da çiğnenen yeniçeri minberinin ve 
-          Malta'da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.
Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir. 
-         Üç kıtadan dönüp, 
-         bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir. 
-     Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır,  aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır.

Türk olmak; 
-         Arabaya koşulan ilk atın vatanında, 
-         ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta, 
-          yazının bulunduğu, 
-          paranın icat edildiği 
-          her metrekaresinden  bereket fışkıran bu yurtta, 
-          kalkınmak icin yabancı sermaye beklemektir.
Türk olmak; 

-        Truva'dan bu yana, 
-          Sümer'den bu yana serpilerek gelse de, 
-         tarihten eski bu topraklarda, 
-         bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen, 
-          bir haftalık balıksal hafiza ile yaşamaktır.
-         Doğu Roma'yı da 
-          Batı Roma'yı da yıkıp, 
-          yeni Roma imPARA torluğu olan AB'ye girmeye calışmaktır, Türk olmak.
Türk olmak;
-        Mostar'da köprüdür, 
-         Kerkük'te kaledir, 
-          İstanbul'da Kızkulesi'dir, 
-          Anadolu'da buğdaydır, 
-          Çukurova'da pamuktur, 
-          Ege'de tütün, 
-         Karadeniz'de fındık, 
-         Trakya'da ayçiçeğidir.
           Ama GDO'suyla oynanmadan önce...

Türk olmak; 
-        Çanakkale'de ölmektir. 
-         Çanakkale'de ölmeden önce düşmana su vermektir, 
-         onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır.
-          Düşmanın ardından rahmet okumak, 
-         kanlısından helallik almaktır. 
-          Kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir. 
-          Balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır. 
-         Yağmura rahmet, kara bereket  diye bakmaktır.

Türk olmak;
-        harap bir ülkede, 
-         zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip, 
-         tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile, 
-          paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen, 
-         yedi düvele yine de meydan okumaktır.

Türk olmak;
-          askere davul-zurna ile, kına yakıp uğurlamaktır, 
-          belki de şehit olup  dönmeyeceğini bilerek. 

Türk olmak;
-       annenin, şehit oğlunun ardından; 'Bir oğlum daha olsun, onu da vatan icin göndereceğim.' demesidir. 
-         Babanin gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken, onun komutanına  'Vatan sağolsun!' komutanım demesidir.

Türk olmak;
-         'Türk çayında radyasyon olmaz!' yalanları ile, 
-         'Gusül abdesti alana AIDS bulaşmaz!'  yalan dolanları ile yaşamaktır.

Her hükümetin 
-          enkaz devraldığı, ama 
-         asla ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır.

Türk olmak;
-        ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir. 
-          Ayni nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır. 
-         Göz hakkına, diş kirasına saygıdır.

Türk olmak;
-         Evindeki bir kap aşın yarısını Tanrı misafirine vermektir. 
-          Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır  Türk olmak.
Türk olmak;
-        milli maçta ağlamaktır. 
-          Ayhan Işık'a, Belgin Doruk'a aşık olmaktır. 

Türk olmak;
-          aşkını ölesiye sevmektir.
-          Aşkı icin  ölmektir, ve hatta bazen
-          öldürmektir. 
-          Sevdiceğinin elini bir kez tutamadan, toprağa girmektir.
En güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir. 
Eşkiyaya türkü yakmaktır, Türk olmak.

Milletine sövmektir, ama  başkasına sövdürmemektir, Türk olmak.


Türk olmak;
-        Yunus'u bilmektir, 
-         Aşık Veysel'i sevmektir.
-         Mevlana'yi, Haci Bektaş-i Veli'yi ve Hoca Yesevî'yi 
-          tek bir satırını okumasa da yüreğinde taşımaktır.

Türk olmak;
-         saz çaldığında, 
-          ney üflendiğinde, 
-          kös dövüldüğünde ve kaval çaldığında, 
-          yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir, 
-          bir de Yemen Türküsü'nde...
-          Hayatın sana verdiklerine 'Nasip', 
-          vermediklerine  'Kısmet'  demektir. 
-         Her işin  'Hayırlısına' inanmaktır ve 
-          ağlamamak için çok  gülmekten çekinmektir.

Türk olmak; 
-         Asya'da batılı, 
-          Avrupa'da doğulu diye tepki görmektir.
Irk sözünü bilmeden yaşamak,  yaradılanı Yaradan'dan ötürü sevmektir.
-         Magazin programları ile dizilerin arasına sıkışsa da, 
-         silkinip üzerindeki ölü toprağını atabilmektir.

Türk olmak;
-        mahalle maçı için ayni saatte, 
-          on kişi buluşamazken, 
-          milyon kişinin bir araya gelmesidir.
-          Tavla oynarken bile kavga ederken, 
-          milyon kişinin kavga etmeden gösteri yapabilmesidir

Türk olmak; 
-         en zayif gününde bile dünyaya meydan okumak, 
-          en dertli gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek 
-          tevekkül göstermektir.

Zor iştir Türk olmak zor , Türk olmak; 
-          Anadolu'da her düşen yağmur damlasına hamdetmek, 
-          her çıkan başak için şükretmektir.

Türk olmak, 
binbir medeniyet mezarlığı olan Anadolu'da dik durabilmektir

3 Ekim 2011 Pazartesi

İBRETLİK Bİ HİKAYE........

Zenginin biri ölümden ve kabirdeki yalnızlıktan çok korkuyormuş. "Öldüğüm geceyi
 kim kabre girerek sabaha kadar benimle geçirirse servetimin yarısını
 ona bağışlıyorum" diye vasiyet etmiş.

Öldüğünde "Kim birlikte kabre girip sabahlamak ister?" diye araştırmışlar. Kimse çıkmamış. Nihayet bir hamal,

"Benim sadece bir ipim var, kaybedecek bir şeyim yok. Sabaha kadar
 durursam zengin olurum." diye düşünerek kabul etmiş. Vefat eden zengin
 ile birlikte defnetmişler. Sorgu sual melekleri gelmiş. Bakmışlar
 kabirde bir ölü, bir canlı var.

"Nasıl olsa bu ölü elimizde... Biz şu canlı olandan başlayalım" demişler ve hamalı sorgulamaya başlamışlar.

"O ip kimin? Nereden aldın? Niye aldın? Nasıl aldın? Nerelerde
 kullandın?" Sabaha kadar sorgu sual devam etmiş, adamın hesabı bitmemiş.
 Sabahleyin kabirden çıkmış.
 - Tamam, servetin yarısı senin, demişler.
 - Aman,demiş hamal, istemem, kalsın. Ben, sabaha kadar bir ipin
 hesabını veremedim. O kadar servetin hesabını nasıl veririm?