30 Kasım 2007 Cuma

LAİK TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN TEMEL TAŞLARI.

Bugün 30 kasım üçüncü devrim yasasının 82. yılını kutluyoruz. Ne yazık ki günümüzde bu yasaların uygulamamasıTürkiye'yi tarikatların kıskacına sokmuştur.Ülkemizi tarikat cumhuriyeti olmaktan kurtaralım. Cumhuriyet'imizin 84. yılında malesef devrim yasaları hergün bir tarafından törpülenerek aşındırılıyor.Örnek mi?Tevhidi tedrisat (öğretim birliği) yasası imam hatip okullarına yeni haklar yaratma bazında aşındırılıyor.Gün geçmiyor ki bu konuda basında haber çıkmasın.İlköğretimden üniversiteye kadar her kademede proğramlı bir şekilde laik eğitim aşındırılıyor.Özel eğitim kurumlarında özel yurtlarda tarikat ve cemaatlerin kuralları hüküm sürüyor.Bu duruma CHP dışında hiç bir siyasi partinin karşı çıktığına da ben şahit olmadım.Devletin çıkardığı kılık kıtafet genelgesine uylmuyor ampul partisi her öğrenciye türban taktırma sevdasında,anayasamıza aykırı olmasına karşın. Bu konuyu çoğunluklarına güvenerek sözde sivil anayasa yapacağız fikriyle halka kabul ettirmeğe çalışıyorlar.Kısacası hiçbir devrim yasası günümüz iktidarı tarafından kabul görmüyor.Bu durum da bu yasaları korumak ve denetlemek halkımıza düşüyor.
  • Birinci devrim yasası:Eğitimin birleştirilmesi (30 mart 1924)
  • İkinci devrim yasası: Şapka giyilmesi hakkında kanun(25 kasım 1925)
  • Üçüncü devrim yasası:Tekke,zaviye,türbelerin,tarikatların kapatılması(30 kasım 1925)
  • Dördüncü devrim yasası:Medeni kanun(17 şubat1926)
  • Beşinci devrim yasası:Uluslararası sayıların kabulü(20 mayıs 1928)
  • Altıncı devrim yasası:Yeni Türk harflrerinin kabulü(1 kasım 1928)
  • Yedinci devrim yasası:Bazı lakap ve unvanların kaldırılması(26 kasım 1934)
  • Sekizinci devrim yasası:Bazı giysilerin giyilemeyeceği hakkında(25 kasım 1925)

26 Kasım 2007 Pazartesi

DEMOKRASİ NE DEĞİLDİR.

Aşağıda ki yazıyı 26.11.2007 günlü Cumhuriyet Gazetesi sayın Prof.dr Emre Kongar'ın
aydınlanma köşesinden aldım affına sığınarak yayınlıyorum. Değerli okurlarım,şimdiye kadar derdimi, ''Demokrasi nedir'' diye anlatmaya çalıştım.
Bugün konuyu ''Demokrasi ne değildir'' diye ele almak istiyorum.
  1. Demokrasi, emperyalizmin kuklalarının ''halktan yetki aldık''görüntüsü altında ülkeyi yönetmesi değildir.
  2. Demokrasi,ülke çıkarlarının emperyalistlerin çıkarları uğruna feda edilmesi değildir.
  3. Demokrasi,terör eylemlerinin yeşereceği ve egemen olacağı bir ortam değildir.
  4. Demokrasi,sayısal azınlıkların yada sayısal çoğunluğun,milli yada dini duyguları kötüye kullanarak ,ülkeyi faşizme ya da şeriatçılığa sürüklemesi değildir.
  5. Demokrasi, etnik bölücülük değildir.
  6. Demokrasi, çoğunluk diktatörlüğü değildir.
  7. Demokrasi ülkeyi yönetenlerin demokrasinin önkoşulları olan Laikliği, temel hak ve özgürlükleri, yargı bağımsızlığını ortadan kaldıracak eylemleri.''sandıktan çıktık'' gerekçesine sığınarak yapması değildir.
  8. Demokrasi tarikatların, cemaatlerin egemenliği değildir.
  9. Demokrasi, feodal düzen,toprak ağalığı değildir.
  10. Demokrasi, kadınların ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmeleri ,evde oturmaya veya örtünmeye zorlanması,köleleştirilmesi değildir.
  11. Demokrasi , kadınların ''töre cinayetleri'' adı altında katledilmesi değildir.
  12. Demokrasi, liderler oligarşisi değildir.
  13. Demokrasi, sahtecilerin, vurguncuların , hırsızların,uğursuzların,dokunulmazlık zırhına bürünmesi değildir.
  14. Demokrasi, ayrıcalıklı bir siyasetçi sınıfı yaratmak değildir
  15. Demokrasi , genel olarak yağmacılık değildir.
  16. Drmokrasi, özel olarak halkın ve politikacıların el ele ,tarihsel ,doğal ve kentsel zenginliklerimizi ,sit alanlarını birlikte talan etmesi değildir.
  17. Demokrasi, yoksulluk ve gelir adaletsizliği değildir.
  18. Demokrasi ,sağlıksız konutlar, gecekondu yaşamı değildir.
  19. Demokrasi ,sosyal güvenlikten ve sağlık hizmetlerinden yoksun olmak değildir.
  20. Demokrasi, doğal kaynaklarımızın tüketilmesi, hava ve su kirliliği değildir.
    ekongar@cumhuriyet.com.tr;www.kongar.org

24 Kasım 2007 Cumartesi

Ömer Hayyam'dan dörtlükler

Akılla bir konuşmam oldu dün gece;
Sana soracaklarım var, dedim;
Sen ki her bilginin temelisin,
Bana yol göstermelisin.
Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?
Birkaç yıl daha katlan, dedi.
Nedir; dedim bu yaşamak?
Bir düş, dedi; birkaç görüntü.
Evi barkı olmak nedir? dedim;
Biraz keyfetmek için
Yıllar yılı dert çekmek, dedi.
Bu zorbalar ne biçim adamlar? dedim;
Kurt, köpek, çakal, makal, dedi.
Ne dersin bu adamlara, dedim;
Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi.
Benim bu deli gönlüm, dedim;
Ne zaman akıllanacak?
Biraz daha kulağı burkulunca, dedi.
Hayyam' ın bu sözlerine ne dersin, dedim;
Dizmiş alt alta sözleri,
Hoşbeş etmiş derim, dedi.

19 Kasım 2007 Pazartesi

ÖMER HAYYAM'DAN SEÇMELER

Bugün daha önceden çeşitli kaynaklardan derlediğim Ömer Hayyam'a ait
dörtlükler sunacağım iyi okumalar dileyerek kritiklerinizi beklerim.Klavye kullan
madan dolayı ufak ,tefek hatalarım olursa affola.

"Hep suda taş mı sektireceğim ben?
Usandım putperestinden mabedinden,'
Hayyam cehennemlik olacak' diyen de kim?
Kim gitmiş cehenneme, kim gelmiş cennetten?

Şu seccadeye tapanlar acaba nedirler ?
Yükleri ikiyüzlülük olan eşektirler.
Daha kötüsü din perdesi arkasında onlar
Müslümanlık satarken gâvurdan beterdirler>>

İçmiyorsan bari içenleri kınama
Dolap düzene sapma, masal da anlatma
Şarap içmem diye övünmedesin amma
Şarap hiç kalır yediğin haltlar yanında.

Bana az iç diyorlar,sarhoşsun sen
Bir özrünmü var ki bundan vazgeçmiyorsun?
Özrüm sabah şarabı ve sevgilinin yanağı
İnsaf be yahu,daha ne özrüm olsun.

Sarhoş diye çıkmışsa adım
Halkım neden kınar beni anlamadım?
Her haram şarap gibi sarhoş etseydi
Dünyada birtek ayık bulamazdım.>>
ÖMER HAYYAM

18 Kasım 2007 Pazar

ZİYA GÖKÂLP'TEN

Yılar önce yaşamış ünlü şairlermizden olan ZİYA GÖKÂLP'TEN
güzel bir şiir derledim.

Benim dinim ne ümmettir ne korku,
Allah'ıma sevdiğimden taparım.
Ne cennet ne cehennemden bir korku
Almaksızın vazifemi yaparım.

Vaiz !.. Deme cehennemin ateşi
Çıkar bilmem kaç bin çeki odundan
Deki vardır bir güzellikgüneşi
Doğmuş bizim aşkımızın od'undan...

De ki vardır Tuba adlı bir ağaç
Kökü gökte gönüllerde dalları,
Yemişinden yedi ruhum değil aç
Bütün sevgi,şevkat onun dalları...

Vaiz!..Muhabbeti şerheyle
Ben aramam şeytan nedir melek ne?
Erenlerin esrarında söz söyle
:Seven kimdir,sevilen kim,sevmek ne?

Beni cennet va'di ile avutma
O kalbimdir ,çünkü sevgi elidir
Cehennemin azabıyla korkutma
Kotku nedir bilmez gönlüm delidir..
ZİYA GÖKALP

MUSTAFA KEMAL

Unutulmaz şairimiz ATTİLA İLHAN'IN Mustafa Kemal için kaleme aldığı bu güzel destanı sizler için bu sütuna yazıyorum beğenerek okuyacağınıza eminim.

Dağ başını efkâr almış,
Gümüş dere durmaz ağlar
Göz yaşından kana kesmiş gözlerim
Ben ağlarım çayır ağlar, çimen ağlar,
Ağlar ağlar Cihan ağlar.
Mızıkalar iniler: ırlam -ırlam dövülür
Altmış-üş ilimiz; Altmış-üç yetim
Yıllar gelir geçer; Kuşlar gelir geçer,
Her geçiş Seni bizden parça- parça götürür.
Mustafa'm Mustafa Kemal'im!..

Diz dövdün ;
Gözlerim şavkı gitti Sakarya'nın suyuna,
Sakarya'nın suları namın söyleşir.
Hemşehrim Sakarya! Öksüz Sakarya!
Ankara'dan uçan kuşlar,
Kemal'im der günler- günü çağrışır,
Kahrolur bulutlara karışır..
Gök bulut, yaşmak bulut,
Uca dağlar dev boyunlu morca dağlar
Divan durmuş bekleşir,
Mustafa'm Mustafa Kemal'im!
Nasıl böyle, varıp geldin? hoş geldin!
Cıngı kaymış, yalazlanmış gözlerin,
Şol yüzünde güneş-südü sıcaklık,
Ellerinden öperim Mustafa Kemal!
Senin dalın, yaprağın ,biz senin fidanların,
Biz bunları yapmadık.
Sen elbette bilirsin, bilirsin Mustafa Kemal!
Elsiz ayaksız bir yeşil yılan,
Yaptıklarını yıkıyorlar Mustafa Kemal!
Hani bir vakitler kubilay'ı kestiler
Dün buyurdun: Kesenleri astılar,
Sen uyudun ulumalar kesildi.
Mustafa'm Mustafa Kemal'im!

Karalar kuşanmış, Karadeniz akmam diyor.
Dokunmayın ! Ağlamaktan bıkmam diyor.
Bu gece kıyamet gecesi
Bu vapur Bandırma vapuru
Yattığın yer nur olsun Mustafa Kemal,
Ben ölümden korkmam diyor.
Korkmam diyen dilleri:Toz oldu ,toprak oldu
Değirmen döndü dolandı.On yıl oldu
Bir kusur işledik,bağışlar mı kim bilir;
O bize öğretmedi kazan kaldırmasını.
Günahı-vebalı öğretenin boynuna,
Erdirip-onduran'a ana avrat sövmesini,
Yüreyim kırıldı kanım kurudu
Var git Karadeniz:Var git başımdan.
Mızıka çalındı düğün mü sandın?
Biryol koyup gideni gelir mi sandın?
Mustafa'm Mustafa Kemal'im

Ankara'nın yaşına bak!
Tut ki baktım; Uzar gider efkârım
Çayır ağlar, çimen ağlar ,ben ağlarım
Gözerimin yaşına bak
Ankara kalesi'nde Rasat-Tepe'de
Bir akça şahin gezer dolanır;
Yaşin yaşin mezarın aranır,
Şu dünyanın işine bak!
Mustafa'm Mustafa Kemal'im

ATTİLA İLHAN


17 Kasım 2007 Cumartesi

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN BİZE SESLENİŞİ:

Kurduğun devlet katında
Masalara yerleştiniz,
Yediniz içtiniz hergün
Aşa çevirdiniz beni.

Özel çıkarınız için
Yaptırdınız söylev, demeç
Kırpıldı söğlediklerim
Kuşa çevirdiniz beni
.

Özgürlüktüm yerden göye
Siz yolumurakarak,
Yontulara kapadınız
Taşa çevirdiniz beni.

Gençler ,işçiler ezilmiş,
Mutsuz olmuş Türk'üm diyen
Adım varya eylemim yok
Düşe çevirdiniz beni.

Yüzüm kaldı paralarda
Yatarken on, kalkarken beş
Para düşer ben düşerim
Boşa çevirdiniz beni.

O çiçekler devrim idi
Akan güneşte yemyeşil
Ben ki ilk yaz idim, orda
şa çevirdiniz beni.

Amerika'ya kölelik
Kurumlara saldırı
Yurda mevlit Çankaya'dan
Leşe çevirdiniz beni.
Ümit Yaşar Oğuzcan

llar önce şairin ATATÜRK için yazdığı bu güzel şiiri
tam da günümüze uyduğu .çin bu sütuna yazdım hoşunuza gideceğini
ümit eder saygılarımı sunarım.


14 Kasım 2007 Çarşamba

Tortumkale



Tortumkale Erzurum ilinin Tortum ilçesine bağlı şirin bir köydür.Erzurum iline

67 km Torttum ilçesine 14 km mesafededir.KöyTortum çayı kenarları boyunca

uzanan 7 mahalleden oluşmaktadır.Hani bir değim vardır etrafı dağlı ortası bağlı yemyeşil bir güzellikte bir yerleşim yeri.Köy adından da anlaşılacağı gibi tarihi bir köydür köyün orta yerinde yüksekce bir tepenin üzerinde ta Cenevizliler zamanında yapılmış kalesi vardır .Giriş sayfadaki resim o kaleye aittir.Bu bakımdan köyün tarihi epeyce eskidir.Bu köyün kuruluşu hakkında

fazla bilgiye sahip değilim.Burası benim annemin köyü benim köyüm ise şimdiTortum ilçesinin mahallesi olan Konak köyüdür.1952 yılında annemin vefatı nedeniyle benTortumkaleye anne annemin yanına gelmişim burada büyümüşüm, okumuşum kısacası bu köyü çok benimsemişim baba köyüm

Konak aslında eskiden Tortumkalenin bir mezrası durumundaymış aynı muhtarlık tarafından yönetilirmiş.İki yerde de arazi,bağ ve bahçemiz vardır.

1960 yılın da Tortumkale köyü ilk okulundan mezun olup o yıl sınav kazanarak Yavuz Selim ilköğretmen okuluna kayıt oldum.Bu okulu 1966 yılında bitirip öğretmen oldum.İlk öğretmenliğime Denizli ili Acıpayam ilçesi Kumafşarı köyünde başladım.İki yıl sonra askere gittim .Askerliğimi kısa bir eğitim döneminden sonra okuma yazma okulunda tamamlayıp 1969 yılı eylül ayında Tortumkale köyünde öğretmenliğimi üç yıl sürdürdüm.Bu köyü sevmemin nedenlerinden biri de burada görev yapmış olmamdır.Elimden geldiği becerebildiyim kadar özverili olarak köyümün çocuklarına hizmet ettim.Bundan dolayı kendimi çok mutlu sayıyorum.

Köyün bir vadi içinde etrafının dağlarla çevrili olması köyün iklimi üzerine büyük etkisi vardır onun içindirki iklimi Erzurumun karasal iklimine benzemez ak deniz iklimini andırır,
rakımda Erzurum'a göre çok düşük olduğundan köyümüzde narenciye ve zeytin dışında her türlü meyve ve sebze yetişmektedir.Bu yıl köyü ziyaret ettiğimde
köyde seracılığa başlandığını gördüm köylülerim adına çok sevindim.
benim çocukluğumda köy halkı geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlardı
insanların bir işe gireyim sosyal güvencem olsun isteği insanları köyden şehire göçe zorladı.İşgücü şehirli olunca köyde yaşlılar kaldı bu bakımdan eskisi gibi
tarım ve hayvancılık yapılmıyor.Köy adeta turistik bir yer olmuş köy halkı artık tüketim toplumu olmuş.Hertürlü ihtiyacını şehirden gideriyor.
Köyüme sık sık gitmememe rağmen genede çok özlüyor ve köyümü seviyorum.
http://www.tortumkale.com/ tıkla izle

Delinen Cübbe

DELİNEN CÜBBE

Timur, askerleriyle bir gün talime çıkar
Aralarında bizim Hoca da var.
Tutar Timur, Hocayı diker nişan yerine.
Sonra dönüp en nişancı erine
Der ki: "Şimdi okunu Hocaya atacaksın"
"Sağ kolundan delecek attığın ok cübbeyi
Aman sakın Hocayı vurmayasın
."
Kim caydırabilir sözünden beyi?
Zavallı Hoca başlar titremeye.
Eh ! can bu! benzer mi hiç başka şeye?...
Çaresi yok, açar kolunu durur.
Nişancı oku çeker, istenen yerden vurur.
Hoca sevinirken kurtulduk diye
Yeni bir arzu daha gelir beye.
"Şimdi de sol kolu deleceksin!" der.
Hoca bir daha titrer.
Neyse, o bela da savuşturulur:
İkinci kol da ustaca vurulur.
"Şimdi der Timur, kavuk delinecek!"
Limon sarısı olur Hocada renk.
Öyle ya! Baş ,kola falan benzemez.
Yine ağzını açıp bir şey demez.
Üçüncü ok da bulunca yerini,
Timur güler, der ki:"Hoca Aferin!"
Sonra dönüp kendi askerlerine
"Şimdi, der, delinenlerin yerine,
Hocaya bir kavukla bir cübbe verin.."
Hoca boynunu büker
-"Sağ ol, der, eksik olma!
Buna da teşekkür ederim amma,
Emir buyrun bir de don versinler
."

O.V.Kanık
-
Erdoğan ASLAN

Erdoğan Aslan Web Sayfası
Eraslancemil
http://erdoganaslan.tr.gg/
http://eraslancemil.blogspot.com/
__________________________________
inanmanın, sevmenin, ideal yaşamanın ve hakkı savunmanın bedeli ağırdır.

Eşeğe gem vurmayın









Eşeğe Gem Vurmayın! (Hiciv)


Benim ağzım pek yandı, ama siz dikkat edin,

Yalnız layık olan adama hürmet edin,

Haddini kim bilmezse ona hakaret edin,

Ele alçak durmayın, onu hakikat sanır,

Eşeğe gem vurmayın, kendisini at sanır.


İnsanların kimisi uyuz köpek gibidir,

Kimisi ayı gibi, kimi eşek gibidir,

Tilkiye doğru olmak, hakka sövmek gibidir,

Namerdi okşamayın, onu bir tokat sanır,

Eşeğe gem vurmayın, kendisini at sanır.


Pehpehler, pohpohlarla çok itleri at yaptık,

Uçurduk da göklere alkıştan kanat yaptık,

Hiç yoktan başımıza koca saltanat yaptık,

Üstüne çul vursanız, it onu kanat sanır,

Eşeğe gem vurmayın, kendisini at sanır.


İşini uyduranlar tilki gibi kurnazdır,

*****ı hep yalandır, zekası gayet azdır,

Yalanını tutsanız, fayda yok utanmazdır,

Yüzüne tükürseniz, onu kalafat sanır,

Eşeğe gem vurmayın, kendisini at sanır.


Gösterme karda gez de kimseye izlerini,

Kıymet bilmeyenlere arz etme cevherini,

Varlığını belli et, açmadan her yerini,

Bir hamal kayığını sarhoş bilmez, yat sanır,

Eşeğe gem vurmayın, kendisini at sanır.


Sözü yerinde söyle, demiri tavında döv,

Öveceğin adamı iyi tart da öyle öv,

Söveceğin adamın yüzüne tükür de söv,

Yüzüne tükürmezsen onu iltifat sanır,

Eşeğe gem vurmayın, kendisini at sanır.

Namdar Rahmi Karatay