29 Haziran 2011 Çarşamba

KENDİN PİŞİR KENDİN YE'MİN

yozdil@hurriyet.com.tr
CHP yemin etti...

*

Üniversite sınavındaki şifre utanmazlığıyla ilgili araştırma önergesi reddedildi.
Tekel işçilerinin dramıyla ilgili araştırma önergesi reddedildi.
Adli Tıp skandallarıyla ilgili araştırma önergesi reddedildi.
Telekulak araştırma önergesi reddedildi. Gözaltındaki kayıplar hakkındaki araştırma önergesi reddedildi.
Ha eve tüp bağlatmışsın, ha memlekete nükleer santral’la ilgili araştırma önergesi reddedildi.
Taşımalı eğitim ayıbıyla ilgili araştırma önergesi reddedildi.
Basın’a basınçla ilgili araştırma önergesi reddedildi.
Yeşil sermaye ayaklarıyla ahaliyi dolandırıyorlar’ın araştırma önergesi reddedildi.
Dünyanın en pahalı benzinini niye biz kullanıyoruz’un araştırma önergesi reddedildi.
Memur sınavındaki ahlaksızlıkla ilgili genel görüşme önerisi reddedildi.
Irak’a kara harekâtı niye zart diye durduruldu’nun genel görüşme önerisi reddedildi. Ermenistan’la gizli gizli neler imzaladınız’ın genel görüşme önerisi reddedildi.
KKTC’de ne dümenler çeviriyorsunuz’un genel görüşme önerisi reddedildi.
Başbakan hakkındaki gensoru önergesi reddedildi.
Uruguay’dan inek getirten Tarım Bakanı hakkındaki gensoru önergesi reddedildi.
Habur’daki teslim’iyet töreniyle ilgili olarak İçişleri Bakanı hakkında verdiği gensoru önergesi reddedildi.
Uçak düştü, Ulaştırma Bakanı hakkındaki gensoru önergesi reddedildi, hızlı tren uçtu, Ulaştırma Bakanı hakkındaki gensoru önergesi reddedildi.
Telekulak ve Deniz Feneri için Adalet Bakanı hakkında verdiği gensoru önergesi reddedildi. Maliye Bakanı, Enerji Bakanı ve Milli Eğitim Bakanı hakkındaki gensoru önergesi reddedildi. Madenciler diri diri toprağa gömüldü, Çalışma Bakanı hakkındaki gensoru önergesi, CHP değil MHP mi vermişti yoksa, neyse, reddedildi.
İzmir’de açılan yeni üniversiteye Atatürk’ün annesinin adını verelim teklifi reddedildi. PKK’yla ilgili açılım görüşmesi başka gün kalmamış gibi 10 Kasım’da görüşülmesin, inadına yapmayın, hiç olmazsa bir gün erteleyelim, 11 Kasım’da görüşelim önerisi, reddedildi. Dokunulmazlıklar kaldırılsın teklifi reddedildi. 100 değil, 300 değil, 1600 soru önergesi verdi,
ya reddedildi, ya cevap vermeye tenezzül bile edilmedi.
Ne yasa çıkarabildi, ne de çıkmasını önleyebildi.

*

Yemin etmedi...

*

Milli iradeye kuru kalabalık muamelesi yapıldığı için, CHP açısından değişen bi şey yoktur.

*

Tek başına oynanmaz tahterevalli.
İki kişiden biri düşünsün gari.

23 Haziran 2011 Perşembe

VERESİYE DEFTERİ

Muallim Ahmet Rıfkı?!

Yıl 1915...

Çanakkale’de kızılca kıyametin koptuğu günler...

Aylardan Mayıs...

Vefa Lisesi Fransızca Muallimi Ahmet Rıfkı her günkü gibi mektepten içeri girer.

Selâm verir Ahmet Rıfkı ama çocuklar selâma bile karşılık vermezler!..

Ahmet Rıfkı iyice şaşırmıştır.

Arka sıralarda oturanlardan biri ayağa kalkarak; “Hocam, mahallemizde eli ayağı tutan ağabeylerimiz Çanakkale’ye gönüllü gittiler, ama siz hâlâ buradasınız! Biz de gitmek istiyoruz, fakat yaşımız tutmuyor, söyler misiniz bize, vatanımız elden giderse sizin verdiğiniz eğitim ne işe yarar?”

Yaşlı gözlerle sınıftan çıkar ve mektebin idaresine dilekçesini verir.

Arkadaşlarıyla, talebeleriyle vedalaşır, evine gelir.

Ahmet Rıfkı’nın hayattaki tek varlığı yaşlı annesi Ayşe Hanımdır ve Şehzadebaşı semtindeki evlerinde beraber oturmaktadırlar.

Durumu annesine anlatır, ondan hakkını helâl etmesini ister.

Ardından mahallenin bakkalı, gün görmüş bir zat olan Selâhattin Adil Efendiye uğrar ve şöyle der:

“Selâhaddin Amca, Allahın izniyle vatanın bağrına saplanmış olan düşman hançerini çıkartmaya gidiyorum. Senden isteğim, anamı iaşesiz bırakma! Kısmetse dönüşte borcumu öderim!”

Çeşitli cephelerde savaşa katılır.

19 Aralık 1915 günü şehit olur...

Annesi haberi alır, çok üzülmesine rağmen imanı bütün bir hanım olduğundan hâdiseyi tevekkülle karşılar.

Aklına, veresiye yiyecek aldığı bakkal gelir.

“Yedi aydır senden veresiye alırız, borcumuzu verelim de oğlum borçlu yatmasın!” der.

Selâhaddin Efendi şöyle cevap verir:

“Ayşe Hanım, sen okuma yazma bilmezsin, okuma bilen bir yakınını getir de hesabı o çıkarsın!”

Bunun üzerine Ayşe Hanım, komşusunun kızı Gülşah’la birlikte dükkâna gider.

Selâhaddin Adil Efendi, “Ahmet Rıfkı” bölümünü açarak veresiye defterini Gülşah’ın önüne koyar!

Gülşah, onlara veresiye defterindeki kırmızı harflerle yazılmış satırları gösterir.

Şöyle yazıyordur defterde:

“Bu hesap Ahmet Rıfkı’nın kanıyla ödenmiştir, vesselam!”
NOT: Yukarıda okuduğunuz yazı Mustafa Günaydın tarafından E-POSTA iletisi olarak gönderildi.Kendisine teşekkür ederim.

2 Haziran 2011 Perşembe

Fıkra

TemeL
Newyork'ta ikiz kuleler yıkılmadan önce bir
adamla bir kadın kulelerin tepesinde ...akşam yemeği yiyorlarmış. Romantik bir yer,
ortam süper, Newyork acayip güzel, kemancılar, yemek... her şey süper... kadın
mest... başlamışlar muhabbete.. adam konuştukça kadın hayran, adam konuştukça
kadın hayran.. adam en sonunda konuyu yatağa getirmiş:
-Yatalım mı?? demiş..
Kadın, birden
ayağa kalkmış;
-Lanet olsun size, bütün
erkekler aynısınız.. aklınız fikriniz yatakta..

deyip kendini
camdan aşağıya atmış..


65. katta bir İngiliz
camı açmış hava alıyor.. bi bakmış ki kadın düşüyor.. kadını belinden
yakalamış..;
-Napıyorsun?? demiş..
Kadın ağlamaklı;

-Yaşamak istemiyorum.. demiş..
İngiliz;
-Olur mu hiç, hayat güzel, bak,
seninle Londra'ya gideriz..
Kadın ağlamaklı;

-Yaşamak istemiyorum.. demiş..
İngiliz;
-Olur mu hiç, hayat güzel, bak,
seninle Londra'ya gideriz..
Kadın;
-eee sonra? demiş.
İngiliz;
-Orada benim şatom
var
- eeee sonra??
-Atlara bineriz, av partilerine katılırız..
-eee, sonra?
-en güzel viskileri
içeriz
- sonra??
-Şöminemizin karşısına geçeriz..
-eee??
- sonra da yatarız .. demiş İngiliz..

Kadın yeniden ağlamaya başlamış;

-Allah kahretsin, bütün erkekler aynısınız,lanet olsun,
aklınız fikriniz yatakta.. demiş ve atmış kendini camdan aşağı..
45. katta bir Fransız balkonda hava alıyor.. bi
bakmış kadının biri düşüyor, hemen kadını belinden yakalamış
-Napıyorsun? demiş..

Kadın ağlamaklı;
-nefret ediyorum, yaşamak istemiyorum, hayat çok kötü.. demiş..
> Fransız;

-olur mu.. hayat çok güzel.. seninle
Paris'e gideriz..
-eee, sonra??
-cafelerde otururuz..
-ee, sonra?? demiş kadın..
-şanzelizede otururuz..
- sonra??
-en güzel yemekleri yeriz.. en güzel şarapları
içeriz..
-eee??
-sonra, müzeleri gezeriz, elele tutuşup Eyfel'e çıkarız..
-eee,sonra?? demiş kadın..
-ordan benim çiftliğime geçeriz..
-eee,sonra??
-yıllanmış bi şarap
açarız..
-sonra??
-şarabımızı içeriz..
-eee??
-sonra da yatarız.. demiş Fransız..

kadın yine ağlamaya başlamış;

-lanet olsun size.. bütün erkekler aynısınız, aklınız fikriniz
yatakta.. deyip kendini tekrar camdan aşağıya atmış...
18.katta Temel balkonda hava alıyor... bi bakmış kadının biri
düşüyor..yakalamış belinden hemen;


- ne
ediysun?? demiş..


kadın ağlamaklı;
-yaşamak istemiyorum.. demiş..
Temel;
-olur mu, hayat çok güzel daa..
demiş..
-seninle Rize'ye gideriz..
-ee, sonra??
-ee,
çay toplaruk..
-ee, sonra??
-yaylaya çıkaruk..
-ee, sonra??
-ee, horon teperuk..
-ee,sonra??
-baktuk sıkılduk,deniz kenarına ineruk..
-ee,sonra??
-denize açıluruk..
-ee,sonra??
-ee,
hamsi tutaruk..
--ee, sonra??
-hamsi tava yeruk..
-ee,sonra??
-hamsi buğlama
yeruk..
-ee,sonra?
-hamsikoli yeruk..
-ee,sonra??
-hamsili pilav yeruk..
-ee,sonra?
-hamsi
çorbası içeruk..
-ee,sonra??
-hamsi reçelu yeruk..
-ee,sonra??
-hamsili ekmek yeruk...
-ee,sonra??
-hamsi
çorbası içeruk..

- eeee, yani yatmıycak mıyız..? demiş kadın.

Temel kadına bakmış;

-O*ospii!!! demiş, atmış kadını aşağıya... :)):))