26 Aralık 2011 Pazartesi

Nida' ya Ağıt

Çamların başında bir ince duman,
Gördükçe ağlardı gözü Nida'nın.
Ziya'yı vurmuşlar yol ortasında,
Nasıl dayanırdı özü Nida'nın?


Bir gün Kırşehir'de bir gün Banaz'da,
Adım adım gezdi baharda yazda.
Bizi üşütmedi karda ayazda,
Yandıkça büyüdü közü Nida'nın.


Türküler Nida'sız olunmaz hasta,
Halaylar üzgündür bozlaklar yasta.
Ankara'da Kayseri'de Sivas'da,
Hürmetle edilir sözü Nida'nın.


Yeni kalem bile yazı yazardı,
Aslı Akdağlıydı gurbet gezerdi.
Türküleri duruşundan sezerdi,
Görünce ışırdı yüzü Nida'nın.


Bir ömür adadı Samah'a bara,
Sadamızı yaydı dört bir diyara.
Türküler uğruna düştü nar'a,
Çıra oldu yandı özü Nida'nın.


Bu ses nerden gelir kimdir bilinmez,
Alır gider bizi gayri  gelinmez.
Yüz asır geçse de gene silinmez,
Bozok yayla'sın da izi Nida'nın.
.

18 Aralık 2011 Pazar

HANGİSİ DAHA APTAL!...

İki genel müdür oturup dertleşiyorlarmış...
 Biri odacısından şikâyet etmiş:
-Yahu benim odacı çok aptal...
 Bıktım usandım bu herifin aptallığından. İyi adam, dürüst adam, ama çok aptal...
Diğer genel müdür içini çekmiş:
-Sorma yahu, benimki de öyle. Öyle aptallıklar yapıyor ki insanı çıldırtıyor.
-Seninki benimki kadar aptal olamaz. -Sen bir de benimkini gör.
Benimki kadar aptalı bulunamaz...
Sonunda iddiaya tutuşmuşlar ve odacıların aptallığını denemeye karar vermişler. Birinci genel müdür zile basmış, odacısı gelmiş: -Buyurun efendim.
-Al şu 1000 lirayı, bana dört kapılı, sıfır kilometre bir araba al, gel!
-Başüstüne efendim. Odacı çıkmış...
Bu sefer ikinci genel müdür zile basmış:
-Buyurun efendim. -Git bizim eve, bak bakalım, ben evde miyim?
-Başüstüne efendim. O da çıkıp gitmiş... İki odacı kapıda karşılaşmışlar:
-Nereye yahu? -Sorma birader, bizim genel müdür çok aptal...
 Bana bin lira verdi, git bir araba al, gel dedi. Bugün tatil dükkânlar kapalı. Ben arabayı nereden alacağım? Öbür odacı da başını sallamış: -Benimki seninkinden de aptal! Git eve bak, ben evde miyim, dedi. Önünde telefon var, açıp sorsa ya...
Hasan Pulur