14 Kasım 2007 Çarşamba

Tortumkale



Tortumkale Erzurum ilinin Tortum ilçesine bağlı şirin bir köydür.Erzurum iline

67 km Torttum ilçesine 14 km mesafededir.KöyTortum çayı kenarları boyunca

uzanan 7 mahalleden oluşmaktadır.Hani bir değim vardır etrafı dağlı ortası bağlı yemyeşil bir güzellikte bir yerleşim yeri.Köy adından da anlaşılacağı gibi tarihi bir köydür köyün orta yerinde yüksekce bir tepenin üzerinde ta Cenevizliler zamanında yapılmış kalesi vardır .Giriş sayfadaki resim o kaleye aittir.Bu bakımdan köyün tarihi epeyce eskidir.Bu köyün kuruluşu hakkında

fazla bilgiye sahip değilim.Burası benim annemin köyü benim köyüm ise şimdiTortum ilçesinin mahallesi olan Konak köyüdür.1952 yılında annemin vefatı nedeniyle benTortumkaleye anne annemin yanına gelmişim burada büyümüşüm, okumuşum kısacası bu köyü çok benimsemişim baba köyüm

Konak aslında eskiden Tortumkalenin bir mezrası durumundaymış aynı muhtarlık tarafından yönetilirmiş.İki yerde de arazi,bağ ve bahçemiz vardır.

1960 yılın da Tortumkale köyü ilk okulundan mezun olup o yıl sınav kazanarak Yavuz Selim ilköğretmen okuluna kayıt oldum.Bu okulu 1966 yılında bitirip öğretmen oldum.İlk öğretmenliğime Denizli ili Acıpayam ilçesi Kumafşarı köyünde başladım.İki yıl sonra askere gittim .Askerliğimi kısa bir eğitim döneminden sonra okuma yazma okulunda tamamlayıp 1969 yılı eylül ayında Tortumkale köyünde öğretmenliğimi üç yıl sürdürdüm.Bu köyü sevmemin nedenlerinden biri de burada görev yapmış olmamdır.Elimden geldiği becerebildiyim kadar özverili olarak köyümün çocuklarına hizmet ettim.Bundan dolayı kendimi çok mutlu sayıyorum.

Köyün bir vadi içinde etrafının dağlarla çevrili olması köyün iklimi üzerine büyük etkisi vardır onun içindirki iklimi Erzurumun karasal iklimine benzemez ak deniz iklimini andırır,
rakımda Erzurum'a göre çok düşük olduğundan köyümüzde narenciye ve zeytin dışında her türlü meyve ve sebze yetişmektedir.Bu yıl köyü ziyaret ettiğimde
köyde seracılığa başlandığını gördüm köylülerim adına çok sevindim.
benim çocukluğumda köy halkı geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlardı
insanların bir işe gireyim sosyal güvencem olsun isteği insanları köyden şehire göçe zorladı.İşgücü şehirli olunca köyde yaşlılar kaldı bu bakımdan eskisi gibi
tarım ve hayvancılık yapılmıyor.Köy adeta turistik bir yer olmuş köy halkı artık tüketim toplumu olmuş.Hertürlü ihtiyacını şehirden gideriyor.
Köyüme sık sık gitmememe rağmen genede çok özlüyor ve köyümü seviyorum.
http://www.tortumkale.com/ tıkla izle

Delinen Cübbe

DELİNEN CÜBBE

Timur, askerleriyle bir gün talime çıkar
Aralarında bizim Hoca da var.
Tutar Timur, Hocayı diker nişan yerine.
Sonra dönüp en nişancı erine
Der ki: "Şimdi okunu Hocaya atacaksın"
"Sağ kolundan delecek attığın ok cübbeyi
Aman sakın Hocayı vurmayasın
."
Kim caydırabilir sözünden beyi?
Zavallı Hoca başlar titremeye.
Eh ! can bu! benzer mi hiç başka şeye?...
Çaresi yok, açar kolunu durur.
Nişancı oku çeker, istenen yerden vurur.
Hoca sevinirken kurtulduk diye
Yeni bir arzu daha gelir beye.
"Şimdi de sol kolu deleceksin!" der.
Hoca bir daha titrer.
Neyse, o bela da savuşturulur:
İkinci kol da ustaca vurulur.
"Şimdi der Timur, kavuk delinecek!"
Limon sarısı olur Hocada renk.
Öyle ya! Baş ,kola falan benzemez.
Yine ağzını açıp bir şey demez.
Üçüncü ok da bulunca yerini,
Timur güler, der ki:"Hoca Aferin!"
Sonra dönüp kendi askerlerine
"Şimdi, der, delinenlerin yerine,
Hocaya bir kavukla bir cübbe verin.."
Hoca boynunu büker
-"Sağ ol, der, eksik olma!
Buna da teşekkür ederim amma,
Emir buyrun bir de don versinler
."

O.V.Kanık
-
Erdoğan ASLAN

Erdoğan Aslan Web Sayfası
Eraslancemil
http://erdoganaslan.tr.gg/
http://eraslancemil.blogspot.com/
__________________________________
inanmanın, sevmenin, ideal yaşamanın ve hakkı savunmanın bedeli ağırdır.

Eşeğe gem vurmayın









Eşeğe Gem Vurmayın! (Hiciv)


Benim ağzım pek yandı, ama siz dikkat edin,

Yalnız layık olan adama hürmet edin,

Haddini kim bilmezse ona hakaret edin,

Ele alçak durmayın, onu hakikat sanır,

Eşeğe gem vurmayın, kendisini at sanır.


İnsanların kimisi uyuz köpek gibidir,

Kimisi ayı gibi, kimi eşek gibidir,

Tilkiye doğru olmak, hakka sövmek gibidir,

Namerdi okşamayın, onu bir tokat sanır,

Eşeğe gem vurmayın, kendisini at sanır.


Pehpehler, pohpohlarla çok itleri at yaptık,

Uçurduk da göklere alkıştan kanat yaptık,

Hiç yoktan başımıza koca saltanat yaptık,

Üstüne çul vursanız, it onu kanat sanır,

Eşeğe gem vurmayın, kendisini at sanır.


İşini uyduranlar tilki gibi kurnazdır,

*****ı hep yalandır, zekası gayet azdır,

Yalanını tutsanız, fayda yok utanmazdır,

Yüzüne tükürseniz, onu kalafat sanır,

Eşeğe gem vurmayın, kendisini at sanır.


Gösterme karda gez de kimseye izlerini,

Kıymet bilmeyenlere arz etme cevherini,

Varlığını belli et, açmadan her yerini,

Bir hamal kayığını sarhoş bilmez, yat sanır,

Eşeğe gem vurmayın, kendisini at sanır.


Sözü yerinde söyle, demiri tavında döv,

Öveceğin adamı iyi tart da öyle öv,

Söveceğin adamın yüzüne tükür de söv,

Yüzüne tükürmezsen onu iltifat sanır,

Eşeğe gem vurmayın, kendisini at sanır.

Namdar Rahmi Karatay