20 Ocak 2008 Pazar

KURTLA KUZU

Son zamanlarda demokrasi sözccüğü %47 meselesi oldu yani ben bu kadar yüksek oy
aldım istediğimi yaparım deniyor ,bu konuyu bazı basın mensupları haklı görüyor ama
bazıları da haksız görüyor ve soruyor geri kalan % 53 oy ne oluyor diye buna kimse kafa yormuyor.Cumhuriyetimizin yasama ,yürütme ve yargı üçlemesi üzerine inşa edildiğini unutuyorlar.Bu üçlemede birinin diğerlerine üstünlüğü yok bunu biz böyle öğrendik.Sayın Başbakanımız:''Televizyonda hiç kimse kendisini yürütmenin üstünde görmesin'' diyor.Doğrusu bu söze verilecek yanıtları gerekenler söylerler.Ben bugün Sayın Rahmi Turan bey'in köşesinden kurtla kuzu yazısını beğeninize sunuyorum.Yorumlaması okuyanlara ait olsun.
''Bizim demokrasimiz, "kurdun orman demokrasisi"ne benziyor.
Kurt, ırmak kenarında su içerken, suyun aşağı kısmında bir kuzunun da su içtiğini görmüş; "İşte, bugünkü yiyeceğimi buldum!" demiş sevinçle. Bir ara tereddüde düşer gibi olmuş:
"Fakat, hiç kimseye zarar vermeyen bu yaratığa saldırmadan önce de bir mazeret bulmam lazım... Bir gerekçe söylemeliyim... Orman demokrasisi bunu gerektirir!"
Kurt böylece kuzuya bağırmış:
"Bu ne cüret böyle? İçtiğim suyu ne hakla bulandırıyorsun?"
Kuzu, incecik sesiyle cevap vermiş:
"Kurt amca, ben sizin içtiğiniz suyu bulandıramam ki... Çünkü su, benden size doğru değil, sizden bana doğru akıyor."
Kuzudan ummadığı bu akıllıca cevap karşısında bir an bocalayan kurt kızmış:
"Benimle tartışmaya utanmıyor musun? Sen bana geçen yıl da aynı şeyi söylemiştin."
Kuzucuk, korkudan titremeye başlamış:
"Ama efendim... Ben geçen yıl dünyada bile değildim, daha doğmamıştım!"
Kurt daha da kızarak kaşlarını çatmış:
"Her sözüme cevap verip beni sinirlendiriyorsun..."
"Asla efendim, asla... Ben kimim ki sizi sinirlendireyim? Bu benim ne haddime?"
Kurt daha fazla dayanamayacağını gösteren sert bir sesle haykırmış:
"Eğer geçen yıl benim suyumu bulandıran sen değilsen bile, annendi... İkisi de aynı kapıya çıkar! Çeneni boşuna yorma, ben seni yiyeceğim!"
Orman demokrasisini böylece uygulayan kurt, başka bir şey demeden kuzuya saldırmış. İki sıçrayışta onun yanına varıp, kimseye zarar vermeyen zavallı hayvanı bir pençede öldürmüş!
Eh, orman demokrasisi bu kadar olur! Kıssadan hisse!''
* * *
Ömer Hayyam, günümüzden 950 yıl önce yaşayan büyük bir bilim adamı ve şair... Gericileri kızdıran rubaileri, aradan bin yıla yakın zaman geçmesine rağmen hálá tazeliğini koruyor. Ömer Hayyam’ın o tarihte yazdığı dörtlüklerden biri şöyle:

İçin temiz olmadıktan sonra,
Örtünmüşsün kaç para,

Hırka türban güzel amma
Tanrım kanar mı bunlara?
Bakın Sokrates ne demiş?
Tanrım:
''Deyiştirmem gerekenler için güç ver,
Değiştiremiyeceğim şeyler için sabır ver,
Bu ikisini birbirinden ayırmak için akıl ver.
Yaşama bilinci bu duadan daha etkili olmalı.
Karar mı?Her işte olduğu gibi her kesin kendi kararıdır.