14 Haziran 2008 Cumartesi

ATATÜRK ÇOK KIRILMIŞTIR...

Bir televizyon programında bir türbanlı genç Cumhuriyet kızının
ben Atatürk'ü sevmiyorum Humeyniyi seviyorum demesi beni ve benim gibi
düşünen tüm Türk vatandaşını üzmüştür.Bu cevaba sevinende olmuştur
şüpesiz ,burası demokratik bir ülke ,sonra kimsenin illada birisini
sevmesini bekliyemezsiniz. Bu da doğru fakat söz konusu olan vatansa
vatanın emperyalizme savaşıysa ve bu savaşı ulu önder Mustafa Kemal
başlatmışsa tüm emperyalistleri yenmiş ülkesine bağımsızlık bayrağını
dikmişse o sevmeyen vatandaşımızdan en azından bu konuda saygı
beklerdim.Fakat ne yazık ki bu kızcağız ne tarihini ne ülkenin o
zamanki gerçeklerini biliyor.Çünkü hangi okulda aldığı eğitim hangi
eğitim tornasından geçtiğini kendisi ele veriyor.Bu ve bunun gibi
düşünenlerin beyinlerinin arkasındaki maskeleri düşmüştür.
Aşağıda bu konuda sayın Bekir Coşkun'un yorumunu okusanız memnun
olurum.Bundan dolayı kendisine teşekkür ederim.
Turgut İBİŞ
Emekli Öğretmen
14 Haziran 2008

Bekir COŞKUN
bcoskun@hurriyet.com.tr

Atatürk çok kırılmıştır...


ATATÜRK, Fatih Altaylı'nın "Teke Tek" programını öbür dünyadan
seyrederken "Ben Atatürk'ü sevmiyorum, Humeyni'yi seviyorum" diyen
türbanlılara çok kırılmıştır zaten.

Uzaktan kumanda aletini İsmet Paşa'nın önüne atıp "Zapla İsmet..." demiştir:

"Peki bu ne?.."

"Hadi Gel Bizimle Ol..."

*

Bunlar tabii ki Atatürk'ü sevmezler. Çünkü Atatürk'ün rugan potinleri,
fötr şapkaları, yakası kolalı gömlekleri vardı.

Yüzmeyi severdi Atatürk.

Dans ederdi.

Rakı içerdi.

Köpeği de vardı Atatürk'ün.

O Türkçe yazdı, Türkçe konuştu.

Ata binerdi adam gibi.

Savaşırken de, severken de koca bir yüreği vardı onun. O medeni
kişiliği ve o koca yüreğiyle bu toprakları özgürleştirip uygarlığa
doğru yol alsın diye, devrim yasaları ile donatarak bırakıp gitti.

Bunlar Atatürk'ü sevmezler.

*

Peki siz?..

Siz sevdiniz mi Atatürk'ü?..

Atatürk'ü sevmeyenleri başınıza taç yapıp Türkiye'yi onlara teslim
ettiniz ya... Zenginler kasaları-cüzdanları hatırına, fakirler bir
torba nohut karşılığında, orta halliler bir aymazlık pahasına sattınız
ya koca Atatürk'ü.

Bakın Türkiye'nin haline.

Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan'ın ve ülkeyi yöneten iktidar partisinin, o
televizyona çıkıp "Atatürk'ü sevmiyorum" diyen türbanlı kızlarla aynı
suç iddialarından yargılandıklarının farkında değil misiniz?..

Pekiiii...

O türbanlı kızların önüne düşüp Türkiye Cumhuriyeti'ni "dinci
simgelere izin vermiyor diye" AİHM'ye şikáyet edene selam çakıp ne
diyorsunuz:

"First Leydi..."

(.........)

İşte böyle sevenleri ile sevmeyenleri arasında bir yerdedir Atatürk...

Muhtemelen üzgün ve kırgın...

--


Turgut İBİŞ
Emekli Öğretmen
------------------------------------
http://turgutibis.blogspot.com/

Bu konu ile ilgili bir makale de sayın Tufan Türenç'ten lütfen okuyun .Teşekkür ederim.

tturenc@hurriyet.com.tr
’Bak delikanlı! Atatürk’ü sevmek bir ibadettir...’
1973 seçim kampanyasında 3’üncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ı izlemiştim.
Bayar, Demirel’in AP’sinden kopanların kurduğu Demokratik Parti adına seçim gezilerine çıkmıştı.
O yıllarda muhabirdim ve Milliyet’te çalışıyordum.
Yazı İşleri Müdürleri Hasan Pulur ile Turhan Aytul, Bayar’ı izleme görevini bana vermişti.
Uzun, yorucu bir maraton olmuştu.
O yıllarda 91 yaşında olan Bayar o yorucu maratonda öyle bir performans sergilemişti ki, hepimiz hayretler içinde kalmıştık.
Kampanyanın sonuna doğru Mersin’e gelmiştik.
Kaldığımız Mersin Oteli’nin terasında nefis bir Akdeniz akşamında yemek yiyecektik.
Parti yöneticileri gelip Bayar’ın bu akşam gazetecilerle birlikte olmak istediğini, o nedenle de hepimizi masasına davet ettiğini söylediler.
9-10 gazeteciydik. Bayar’ın masasına gittik.
Karşımızda oturan insan bir tarihti.
Yemek boyu çok ilginç, derslerle dolu bir sürü anısını anlattı.
* Ê* *
Ben Bayar’a gezinin başından beri kafamı kurcalayan bir konuyu açma fırsatı buldum:
"Efendim. Bu kampanya boyunca yaptığınız konuşmalarda sizin Atatürk’e karşı büyük bir sevgi ile bağlı olduğunuzu gördüm. Doğrusu biraz şaşırdım. Çünkü ben sizin Atatürk’ü bu kadar sevdiğinizi bilmiyordum. Kusura bakmayın ama bu kampanyada yaptığınız içten konuşmalardan sonra size karşı bazı haksız önyargılar içinde olduğumu anladım."
Bayar sözlerimi dikkatle dinledi, hafifçe gülümsedikten sonra üstüne basa basa şunları söyledi:
"Bak delikanlı! Dikkat et! Atatürk’ü sevmek bir ibadettir..."
Hepimiz donup kaldık. İlk kez böyle bir söylemle karşı karşıyaydık.
Bayar sonra bu çarpıcı cümleyi açtı ve uzun uzun başbakanlığını da yaptığı Atatürk’ü sevmenin neden ibadet olduğunu örnekler vererek anlattı.
Bu anıyı yirmili yaşlardaki "Atatürk’ü sevmiyorum, Humeyni’yi seviyorum" diyebilen genç bir neslin nasıl yetiştirildiğini anlatabilmek için yazdım.
Bu bir.
Atatürk’ü ziyaret etmemek için Ankara’ya uğramayan İran Cumhurbaşkanı’nı büyük bir hüsnü kabulle ağırlayan devlet adamlarının, onu alkışlayan halkın okuması için yazdım.
Bayar’ın sözü belki onların yüzlerini biraz kızartır diye düşündüm.
Bu da iki.
* Ê* *
Ben yobazların, siyasi İslamcıların Atatürk’ten nefret ettiklerini biliyorum.
Ellerinden gelse Atatürk adını beyinlerden kazıyacaklarına da eminim.
AKP iktidarında buna dış odakların güdümündeki bir kısım elit zibidilerin de katıldığını görüyorum.
Bilmiyorlar ki onlar, o küçücük akıllarıyla karalamaya, yıpratmaya çalıştıkça Atatürk daha da büyüyor.
Atatürk bu toplumun vazgeçilmez ortak değeridir.
O nedenle bu toplumun yıkılması, bölünmesi için Atatürk sevgisini yok etmek gerekir.
Bunu çok iyi biliyorlar ve onun için Atatürk’ü ortak hedefleri olarak seçtiler.
"Atatürk tepeden inmeci, diktatör, devletçi, din düşmanı. Hálá onun arkasından gitmek anlamsız" diyecek kadar küçülüyorlar.
Onlara yanıt olarak rahmetli Bayar’ın sözünü yineleyelim:
"Atatürk’ü sevmek bir ibadettir."