26 Aralık 2011 Pazartesi

Nida' ya Ağıt

Çamların başında bir ince duman,
Gördükçe ağlardı gözü Nida'nın.
Ziya'yı vurmuşlar yol ortasında,
Nasıl dayanırdı özü Nida'nın?


Bir gün Kırşehir'de bir gün Banaz'da,
Adım adım gezdi baharda yazda.
Bizi üşütmedi karda ayazda,
Yandıkça büyüdü közü Nida'nın.


Türküler Nida'sız olunmaz hasta,
Halaylar üzgündür bozlaklar yasta.
Ankara'da Kayseri'de Sivas'da,
Hürmetle edilir sözü Nida'nın.


Yeni kalem bile yazı yazardı,
Aslı Akdağlıydı gurbet gezerdi.
Türküleri duruşundan sezerdi,
Görünce ışırdı yüzü Nida'nın.


Bir ömür adadı Samah'a bara,
Sadamızı yaydı dört bir diyara.
Türküler uğruna düştü nar'a,
Çıra oldu yandı özü Nida'nın.


Bu ses nerden gelir kimdir bilinmez,
Alır gider bizi gayri  gelinmez.
Yüz asır geçse de gene silinmez,
Bozok yayla'sın da izi Nida'nın.
.